Saflar netleşiyor – Emrah Arıkuşu

İşçilerin kazanılmış hakları ellerinden tek tek alınmak isteniyor. Şiddetlenen süreçte işten atmalar, işsizlik tehdidi, ücret ve hak gaspının yaşandığı, fazla ve yoğun çalışmanın ise normalleştirildiği bir gerçeklik içindeyiz.

Ekonomik krizin bedeli işçiye öyle lafta değil zorla ve baskıyla ödetilmek isteniyor. İktidar yeni rejimin inşasında yönetememe, meşruiyet üretememe durumlarında işçileri terbiye edebilmek için despotik yönünü kullanarak baskıyı daha da arttırıyor. Şovenizm ve din kisvesi altında ise ideolojik hegemonya kurarak işçilerin öfkesini boşa düşürmeye çalışıyor.

Aslında gerçek yüzünü gösteriyor. Sermayenin mutlak çıkarlarına hizmetin diğer yönü her ne şekilde olursa olsun işçileri ikna etmek. Bu noktada geçim derdi yaşayan milyonların hakları sürekli tasfiye edilerek işçi düşmanı bir rejim inşa ediliyor. Ancak gözden kaçırdıkları bir şey var ki; tüm bu yaşananlar işçilerin sınıf öfkesini biliyor, siyasallaşma sürecini hızlandırıyor.

İşçiler siyasallaşıyor mu?

Yoksullaşma ve işsizlik cehennemi işçileri siyasete doğrudan müdahale etmekten başka çare bırakmadı. Gezi’den bu yana toplumun arayışları, halk güçlerinin ayakta oluşu işçi sınıfının da siyasallaşmasında etkin bir rol oynamıştı.

Özelde ise EYT mitingleri, “geçinemiyoruz” eylemleri iktidarın politikalarına itirazın yolunu açtı. Yerel seçimler bunun en iyi örneği oldu. İşçiler çoğu yerde iktidarın karşısında konumlandı. Bir arayış içinde oldukları bariz bir biçimde ortada.

Direnişler işçi sınıfına öğretiyor, direndikçe yeniyi arayış daha fazla güçleniyor. İktidarın bilinçlerdeki hegemonyası kırılmaya başlıyor. Ancak henüz sınıf olmasının temelinde yatan çıkar birliği sağlanamadığı ve kolektif hareket etme kapasitesi oluşmadığı için kapının eşiğinde duruyor. Kapıyı açıp girebilmesi için ise siyasallaşmanın sağlanması gerekecek.

Devrimcilere düşen

Sınıfın kendi talepleri etrafında siyasallaşmasının önü açık. Kendine güven ve savaşçı karakterle çetin bir mücadelenin sürekli hale getirilmesi için kolların sıvanması gerekiyor. İşçilerin haklarını güvence altına alabileceği demokratik anayasa ihtiyacı her geçen gün daha da belirginleşiyor.

“Komünist Manifesto”yu hatırlarsak “Giderek toplumun tümü birbirine düşman iki safa, birbirine doğrudan karşıt iki büyük sınıfa ayrılıyor: Burjuvazi ile proletarya.” Aslında günümüzde de saflar bu denli keskin bir biçimde netleşiyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*