Sağ siyaset ve pragmatizm! – Ronay GÜLTEKÇE

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Türkiye’de Turancılıktan Türk-İslam sentezine; muhafazakâr liberallikten ulusalcılığa kadar pek çok farklı damarı bulunan sağ siyaset; şimdilerde adına “reisçilik” denen bir duruş etrafında kenetlenmiş görünüyor.

Reisçi politika, geçmişte başkaca siyasi fraksiyonlar tarafından temsil edilen birbirinden ayrı sağ ideolojileri tek tezgâhta topluyor ve günün gereklilikleri doğrultusunda işine geleni parlatıp satışa çıkarıyor.

Yeni Türkiye rejimi; çok sesli İslami blok, MHP ve ulusalcılar ittifakından oluşuyor. Bahçeli, partisinin tarihsel kodlarından gelen iktidara/devlete yakın olma hasleti ve iktidarın içine gömülerek kişisel ikbalini korumaya alma gayesiyle hareket ediyor. Ulusalcı kanat da önemli devlet kurumlarındaki varlığını sürdürme hevesiyle şimdilerde reisin emrinde.

Reisçiliğin açmazları

Erdoğan’ın yukarıda bahsettiğimiz iki zaruri dış ortaklığının yanında; çeşitli ticaret grupları, varlık fonu ile de ilişkili olan bazı güçlü aileler, parti teşkilatlarında etkin çıkar grupları, bakanlıklarda kadrolaşmış tarikat çevreleri gibi tarihsel yol arkadaşları var.

Bu toplam içinde; iktidarda kalmayı sağlayan oyu getiren ve ganimeti yandaşlarıyla paylaşan Erdoğan’ın liderliği tartışma konusu değil. Ama rant/kadro/güç paylaşımını nasıl yapacağı hem kendisi hem de yandaşları için ciddi bir gerilim noktası.

Erdoğan’ın sürekli “adam” harcayarak iktidarını sürdürmesi olanaksız. Kendisine biat edenleri korumak ve palazlandırmak zorunda.

Geçici denge

Yandaşlara düşen ise Erdoğan’ın iç ve dış siyasetteki pragmatizmine ayak uydurmak ve sürekli değişen koşullarda doğru konumlanabilmek. Ancak FETÖ tahliyeleri, İsrail ile ilişki, Katar-Suud çekişmesi gibi gündemlerde bu görevlerini henüz idrak edemedikleri ortaya çıktı.

Damat Berat’ın başkanlığına (Erdoğan sonrası) yatırım yapan “Pelikancılar”, diğer İslamcı odaklara nazaran daha esnek ve kullanışlı yapıdalar. Gelenekçilerle girdikleri kavga hakkında Erdoğan’ın “Tekkeye mürit aramıyoruz!” sözleri de Pelikancılar lehine okunabilir.

Bu tip iç sürtüşmelerde Erdoğan’ın küçük müdahalelerle dengeyi sağlayıp, sürüyü bir arada tutmayı başardığını görüyoruz. Ancak sürüye gerçek bir kurt musallat olduğunda bu çıkar gruplarının sağa sola kaçışını acıyla izleyecek.

İttifak dışı sağcılar

Gülen Cemaati, son süreçte büyük yara almış olsa da bazı devlet kurumlarında ve sermaye grupları içerisinde halen güçlü bağlantılara sahip olduğu söyleniyor. 15 Temmuz’a dair kuşkuların yüksek sesle konuşulmaya devam etmesi halinde örgüt kendini yeniden meşrulaştıracak zemin bulabilir.

MHP’li muhalifler içinde özellikle Meral Akşener öne çıkıyor. 16 Nisan’da diğer muhalif MHP’lilerle birlikte Bahçeli’yi net bir yenilgiye uğrattı. Yargı engeli nedeniyle MHP’nin başına geçemiyor. Yeni bir parti kurarak dengeleri değiştirebilir.

Gül, Arınç ve Davutoğlu ise ittifak dışında kalmalarına karşın, ittifaka karşıdan cephe alacak cesarete ve siyasi heyecana sahip görünmüyorlar. Anlaşılan iktidarın kendilerine altın tepside sunulmasını bekleyecekler.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir