Savaş, nafaka karşıtlığı ve korunan aile – Hatice Göz

Savaş dönemleri, kadına yönelik ataerkil politikaların şekillenmesi ve uygulanmasında özel önem taşır. Çünkü savaş gündemi bütün dikkati kendinde topladığı gibi bütünlüklü bir toplumsal/siyasal politikanın da parçasıdır.

Bir yandan askeri sevkiyatlar yapılırken öbür yandan kurulmaya çalışılan toplumun inşası, savaş naralarının gölgesinde hızlanarak devam eder. Hızlanır çünkü “normal” zamanlarda önüne engel olan toplumsal muhalefetin tüm gündemi geri plana itilmiş ve savaş temel mevzu olmuş olur. Bunun dışındaki gündemlerden bahsetmek, vatan millet karşıtlığı, hainlik olarak lanse edilir. Top sesleri altında toplumsal denetim artar.

Kadın düşmanı politikalar tam da bu dönemlerde tavan yapar. Çünkü ataerki, savaş gündemi altında, eril politikalarını uygulayabileceği en meşru zemine kavuşmuş olur. Erkek egemenliği en vahşi biçimine bürünür, her şey mübah sayılır.

Ailenin denetimi

Bu süreçte toplumsal denetim artarken kadının üzerindeki baskı da artar. Savaş zamanlarında da erkek egemenliği denetimi elinden bırakmaz, hatta bunu daha da şiddetlendirir. Erkek egemen toplumsal yaşam ve iş bölümü devam etmelidir. Dışarıdaki hedeflere doğru ilerlenirken içerdeki toplumsal inşa ve dönüşüm de sürer.

Böylece, savaş ya da ordu tartışılmaz konular olurken kadınlara saldırının adımları da meşrulaşmış olur.  Kadınları denetim altında tutmanın en iyi yolu ise her zaman olduğu gibi ailedir.

Söz konusu olan devlettir ve güçlü devlet “güçlü ailedir.”

AKP iktidarının kadın politikalarının temelini de işte bu söylem oluşturuyor.

Bütün iktidarlar gibi AKP iktidarı da patriyarkal kapitalizmin çıkarları gereğince, kadını aile içine hapsederek denetlemeye devam ediyor. Aile güçlendikçe kadınlar zayıflarken erkekler/erkeklikler sırtlarını erkek egemen devlete yaslayarak daha da perçinleniyorlar.

Bu militarize ortamda kadına karşı şiddet katlanarak artarken iktidar eliyle uygulanan saldırılar da savaş örtüsü altından kendini gösteriyor.

Nafaka saldırıları

Suriye operasyonu sürecinde nafaka tartışmalarının şiddetlenmesi ve bir askerin “cephe gerisindeki kadına” nafaka veriyor olmasının mağdur edebiyatıyla sunulması zamanlama açısından hiç de tesadüfi değil.

Bu ve benzeri süreçlerde erkekler ulusu, vatanı korumakla görevli birinci sınıf vatandaşlar olurken kadınlar aileyi, yuvayı koruyarak “ikinci” cins olmaya devam ederler. Bunun dışına çıkan kadınlar/kadınlıklar şiddetle reddedilir.

Hatırlayalım ne demişti Süresiz Nafaka Platformu kurucusu: “And olsun ki onlar seferde cihat ederken biz de aile kurtulsun diye mücadelemize devam edeceğiz.”

Süresiz nafakaya yönelik saldırılar her koldan devam ededursun; temel meselenin ailenin korunması olduğu apaçık. Aile korunursa, boşanmalar azalır ve kürtaj yasaklanırsa, iktidarın tahayyülüne uygun bir kadın profili çizilmiş olur.

Mesele kadının emeği olunca yumulan gözler, erkeğin cebi söz konusu olduğunda-hele de o erkek bir askerse- bir anda açılıveriyor! Çünkü askerin cebi ülkenin cebi!

Kadınlar, savaş zamanlarında, barış isteyip haklarına sahip çıktıklarında vatan haini ilan edilirlerken aynı savaş ortamında kadın ve çocuk düşmanı yasaları bir gecede geçirmeye çalışan iktidarın gayesi açık: Yaratmaya çalıştığı toplumsal yapıya uygun, aile içinde ve erkeğe tabi kadını yaratmak. Savaşın alevleri yanarken, haklarımızı ayaklarımızın altından çekip almak!

Leave a comment

Your email address will not be published.


*