Savaş tüm gezegeni tehdit ediyor – Utku Şahin

Modern kimyasal, biyolojik ve nükleer silahların kullanıldığı savaşlar yok edici potansiyele sahip. Dolayısıyla mesele insan hayatını tehdit etmekten çok daha fazlasını barındırıyor. Savaşlarda yaşanan kayıplarda yalnızca insanlardan bahsedilir ama savaşlar arka planda tüm canlı yaşamını ve ekolojik dengeyi etkiler.

Çatışma ortamında çok sayıda insanın yaşamı sonlanırken, aynı zamanda etik ve ahlaki değerlerin çoğu unutulur. Böylece doğal yaşamın korunabilmesi gittikçe zorlaşır.

Hidrojen bombası, füze sistemleri gibi yüksek tahribat gücüne sahip çeşitli silahlar gezegenin birçok noktasında test ediliyor. Bu silahların test edilmesi, kullanılması ve taşınması toprak ve su üzerinde etkiler bırakarak doğada kalıcı hasara sebep oluyor.

Yani savaşın doğa üzerindeki etkileri henüz tatbikat aşamasındayken başlıyor.

Tahribat büyük

Fiziki çatışma ve silah kullanımının başlamasıyla birlikte doğa tahribatı artıyor. Örneğin: Körfez Savaşı sırasında hedef alınan petrol tankerleri ve petrol üretim tesislerinin neden olduğu kirliliğin bölgede 30 bin deniz kuşunun ölümüne, mercanların yüzde ellisinin yok olmasına neden olduğu biliniyor.

Hava saldırılarında kullanılan bombalar patladıkları zaman yaklaşık 3 bin derecelik bir sıcaklık yaratıyor. Bu sadece o bölgedeki hayvanların ve bitki örtüsünün değil toprağın alt katmanlarının da ölümü anlamına geliyor. Ve toprağın tekrar sağlıklı yapısına kavuşması için en az 1500 en fazla 7 bin yıl geçmesi gerekiyor.

Taraflar savaşın gidişatını değiştirebilmek, ekonomik/yapısal zararı yükseltmek için sanayi tesislerini ve günlük yaşamın devamlılığını sağlayan yapıları vuruyor. Örneğin IŞİD çeteleri defalarca Dicle Nehri’ni kirletecek çeşitli saldırılarda bulundular.

Bölgede kullanılan silahlardaki zehirli maddeler, evlerin tahrip olması, çöp ve atıkların toprağın derinliklerine katılmasıyla birlikte yer altı suları inanılmaz ölçüde kirlendi. Bilim insanlarına göre Suriye bölgesinin çevresel düzeyde bir nebze onarılması için en az 25 yıl süre gerekiyor.

Göçlerle gelen yeni sorunlar

Savaş nedeniyle milyonlarca insanın, bambaşka nüfus dengelerinin bulunduğu yerlere toplu şekilde göç etmesi ekolojik krizi büyüten diğer bir faktör. Yoğun nüfus baskısı oluşan yerlerde çevre/doğa koşulları sarsılıyor ve sürdürülebilirliği kısıtlanıyor.

Saydığımız tüm gerilimler sonucunda BM 2001 yılından itibaren 6 Kasım tarihini, “Savaş ve Silahlı Çatışmalarda Çevrenin İstismarının Önlenmesi Günü” olarak adlandırdı. Ancak dünyanın birçok ülkesinde ezilen halkların kitlesel halde katliamını planlayıp hayata geçiren BM bileşeni devletlerin kendi yarattıkları çatışma ve katliam ortamını engellemeleri imkansız. 

Ekoloji mücadelesini bugünün koşullarında büyütebilmek için savaş karşıtlığı önemli bir turnusol kâğıdı. Savaşlarla sadece insan varlığı tehdit edilmiyor; gezegenin yok oluş sürecini hızlandıran bir dönemin de kapılarını aralıyoruz.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*