Savaşa karşı yaşam için Halk Meclisleri

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Antakya Halk Meclisleri Sözcüleri Hasan Özgün ve Eylem Mansuroğlu ile Erdoğan/AKP iktidarının Hatay’a ve Ortadoğu’ya yönelik savaş politikalarını ve Halk Meclisleri’ni konuştuk.

 

Röportaj: Selda ÖZGÜR

Toplumsal Özgürlük: Geçtiğimiz günlerde Yeni Akit gazetesi 16 sayfalık Kitabu’l Mecmu’u adlı belgeyi manşetten vererek Hatay’da yaşayan Arap Alevi halkının İslam dışı bir dine mensup olduğu iddiasını duyurdu. Bu haberi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eylem MANSUROĞLU: Haberi okumaya başladığınızda amacın dini bir tartışma yürütmek olmadığını görüyorsunuz. Önce solu ve Arap Alevilerini hedef göstermeye yönelik bir demagoji çıkıyor karşınıza. Sonra da Arap Alevi halkının İslam dışı olduğu iddiası. Ardından “katli vacip”  gördükleri Arap Alevilerin  yaşadığı mahallelerin adlarını yazıp hedef gösterme durumu.

Hasan ÖZGÜN: Suriye savaşı başladığından beri Arap Alevilerine dönük mezhepçi nefret söylemi geliştiriliyor. Bir taraftan İŞİD ve Nusra’nın tehditleri, diğer taraftan AKP yandaş basınının tehditleri. Eskiden katliam öncesi Alevilerin evleri işaretleniyordu, şimdi Alevi mahalleleri işaretleniyor.

Bu provakatif söylemi son süreçte Yeni Akit dışında da dillendirenler oldu.

E.M: Evet aynı günlerde Fatih Tezcan adlı, gazeteci sıfatlı cihatçı-faşist, twitter hesabında Arap Alevilerin Cemevlerinde silah stokladığını ve  Suriye’de yaptıkları gibi Türkiye’de de Sünnileri katlettiklerini ve katledeceklerini iddia ederek devleti bu büyük tehlike karşısında göreve, Sünnileri de teyakkuza çağırdı. Niyetleri belli. Bir yandan Arap Alevilerini tehdit ederken, diğer yandan da Cemevleri üzerinden Anadolu Alevilerini hedef gösterip, gözdağı vermeye çalışıyorlar.

H.Ö: Benzer bir mezhepçi söylemi Aydınlık gazetesi de söyledi. Deniz Baykal’ın da bu yönde mezhepçi politikaları savunması ve bunların peş peşe olması bu konuda devletin farklı kanatlarının uzlaşı içinde olduğunu gösteriyor.

Aynı dönemlerde  AKP’nin ilk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın; gerilimin tırmanması halinde Esad’ın Hatay’ı Türkiye’den isteyebileceği  yönündeki sözleri yayınlandı.

H.Ö: İlk bakışta AKP’yi uyaran bir açıklama gibi görünüyor. Ama bu söylemde cihatçılara ve AKP’nin savaş politikalarına karşı gelişecek muhalefeti, “Suriyecilik” ve “Esadçılık’la yaftalama, marjinalize etme kaygısı yatıyor.

E.M: Oluşabilecek her türlü muhalefeti “Esadçılar ayaklanıyor” diyerek, toplumsal muhalefeti ayrıştırmak için zemin hazırlayan sözler. Aslında bu basındaki provakatif haberleri de Hatay’dan yükselecek olası savaş karşıtlığını en sert şekilde bastırmak için zemin hazırlama olarak da okuyabiliriz.

Suriye savaşındaki son gelişmeler sizce Hatay’ı nasıl etkileyecek?

E.M: Suriye’de dengeler açısından  Rusya, İran, Hizbullah ve Esad cenahında olumlu gidiş olduğunu söyleyebiliriz. Cihatçıların İdlip ve Kesep’te sıkıştığını ve Türkiye’ye doğru sürüldüğünü görebiliyoruz.

Sınırlardaki cihatçı trafiği gösteriyor ki eskisi gibi Suriye içlerinde barınamayan cihatçı katiller, Hatay sınırı boyunca oluşturulacak kamplarda barındırılacak. AKP becerebildiği durumlarda sınırın Suriye tarafında (Ör; Reyhanlı karşısındaki Atme Kampı) beceremediği durumlar da ise sınırın Türkiye tarafında (Ör: Yayladağı kırsalı) kuracağı kamplarda cihatçı katilleri eğitip donatmaya devam edecek. Zaten Atme’de de askeri hareketlilik olduğunu görüyoruz. Aslında bu durum Diha’nın Hatay Emniyet Müdürlüğü’nün atış poligonunda cihatçılara eğitim verdiği iddiasını doğrular nitelikte.

H.Ö: Savaş ne yönde gelişirse gelişsin en büyük mağdur Hatay halkı olacaktır. Çünkü  Türk devletinin desteklediği cihatçı çeteler Hatay’a kaçıyor.

Yani Hatay cihatçı trafiğinin daha çok yaşanacağı bir kente dönüşecek.

E.M: Aynen öyle. Bu da mezhepler arası  gerilimin yaşanacağı ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

H.Ö: Bu çeteler katliam yapan ve yapmaya ant içen çeteler. Dolayısıyla bu durum halkta tedirginlik yaratıyor.

Cihatçı sayısının artması kentte başka ne gibi değişiklikler yaratacak?

E.M: Cihatçılar Sünni köylere yerleştiriliyor. Ve orda selefi ideoloji örgütleniyor. Altınözü’nde cihatçıların okulları ile ilgili somut veri var. Bu okullara Türk çocukları da gidiyor. Bu durum halklar arasında kopuş yaratacak.

Sürekli bir katliam tehdidinden bahsediyorsunuz. Kürt illerinde şuan bir katliam yaşanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

E.M: 7 Haziran seçim sonuçlarına bakarak iktidarını kaybetme korkusu yaşayan AKP’nin, o günden sonra özel bir ülke yönetme konsepti var. Bu konseptte çözüm sürecini bitiren, Kürt illerine saldıran, mahalleleri kuşatan, aynı zamanda Fırat’ın batısında en ufak bir  toplumsal muhalefeti bile şiddetle bastıran ve sindirmeye çalışan bir yol izledi. Böylece iktidarını sürdürmeyi hedefliyor.

Antakya’da Suriye savaşından sonra toplumsal muhalefetin canlandığı bir kent. Bunu Gezi Direnişi’nde,Reyhanlı katliamı protestolarında net gördük. Bu yüzden Antakya’da da yasaklamalar ve soruşturmaları arttırarak toplumsal muhalefeti sindirmeye çalışıyor.

AKP hem Kürt illerinde hem de Suriye’deki  süreçte savaş politikası izliyor. Yani “içerde savaş dışarıda savaş” ile kendi iktidarını sürdürmek istiyor.

H.Ö: Ortak mesele Suriye politikası. AKP’nin Suriye’deki tüm politikalarının iflas etmesinden ötürü, Suriye sınırında yaşayan bu iki halkı hain ilan ediyor ve bu halklara karşı tehditkar katliamcı politikalar uyguluyor.

Kürt illerindeki katliamların elbette ki  Rojava’daki halkların IŞİD’i yenilgiye uğratması ve ikmal hatlarını kesmesi ile bağlantısı var. Antakya’da da devlet güçleri tarafından değil, yandaş medya ve cihatçılar üzerinden düşman gördüğü halka saldırıyor.

Kısacası Suriye’de iflas eden politikaların intikamını sınırda yaşayan halklardan almaya çalışıyor.

Halk meclisleri olarak savaşa karşı çalışmalarınızdan özetle bahseder misiniz?

E.M: Eğit-donat’a karşı geçen yıl büyük miting yaptık ve sonuç aldıkArdından yıl boyunca çok sayıda savaşa karşı miting, sokak eylemleri, halk buluşmaları organize ettik.

10 Ekim Ankara katliamında yitirdiğimiz arkadaşlarımız Necla Duran ve Ahmed el Khaldi’nin cenaze ve anma etkinlikleri kitlesel savaş karşıtı gösterilere dönüştü. Arap Alevileri hedef gösteren yayınlar hakkında suç duyurusunda bulunduk.

H.Ö: Savaşa ve mezhepçi politikalara karşı kentin ilerici demokratik dinamiklerini bir araya getirmeyi hedeflediğimiz Antakya kent meclisini inşa ediyoruz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Kentimizde katliamcı cihatçı çetelere ve mezhepçi faşizme asla geçit vermeyeceğiz. Yaşama hakkımızı savunmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir