Schmürleşmek – İnanç SU

Share on Facebook21Tweet about this on Twitter

Boris Vian’ın 1957 yılında tamamladığı eseri, altmış yıl sonra bu coğrafya insanlarının yaşayarak sahnelediği bir metne dönüşüyor.

Toplumun muhalif dinamiklerinin Schmürzleştirilmeye çalıştığı bir dönemden geçiyoruz.  Tiyatro metinlerinin repliği olmayan ender başkahramanlarından Schmürz; oyun boyunca yok sayılıyor, dövülüyor, kanıyor fakat hiç konuşmuyor. Tiyatro oyunlarında sözsel varoluşu seçen Vian için bulunmaz bir başkahraman, ötekilerin sözsel varoluşunu sessizlikten daha iyi ne imgeleyebilirdi?

Oyunda Schmürz’ün sessiz varoluşunu yok sayan Dupont ailesine rağmen, Boris Vian Schmürz’ü sahneden hiç indirmiyor. Dupont Ailesi’nin varoluşunun Schmürz sayesinde olabileceğini seyirciye söylemek istercesine, oyunun başından sonuna kadar Schmürz’ü sahnede görüyoruz. Oyunun Türkçe çevirisinde de “Schmürz” kelimesi, metinin orijinal dilinden bozulmadan çevrilmiş, zaten tam bir çeviri yapılmasının imkanı yok. Yazarın Fransızcadan bozduğu bir kelimenin Türkçedeki karşılığı “Boşluk hissiyatı” olabilir, fakat Schmürz Dupontların evinin tam ortasında duruyor.  Bu coğrafya insanlarının yaşadığı hayatın giderek Schmürzleşmesi, tam da bu yüzden işte. Schmürz gibi yok sayılan, dövülen, kanatılan fakat yine de yaşamını var etmek için tüm acılarını, sessizliğinde saklayan insanlara dönüşmüyor muyuz?

Sessizliği yırtmak  

Yazarın tüm bu varoluş sessizliğini yırttığı, Dupont ailesinin korkularının ve tüm değer yargılarını kaybetme sebebi olarak imgelendiği “Gürültü” ise oyunun Vian’sal diğer kahramanı. Dupont ailesinin Schmürz üzerinden dışa vurulan şiddeti, “Gürültü” karşısında bir kaçışa dönüşüyor. Gürültü duyuldukça merdivenden yukarı çıkan Dupont ailesi, her yukarı çıktığında eşyalarını aşağıda bırakmak zorunda kalıyor. Fakat yukarı çıktıklarındaki kayıpları ne olursa olsun, bu duruma hemen uyum sağlıyorlar. Metin boyunca ev eşyaları üzerinden imgelenen kayıplar, oyunun sonuna doğru aile fertlerini kaybetmeye kadar gidiyor. Bu kayıplar dahi Leon Dupont’un var olan duruma uyum sağlama çabasında herhangi bir değişikliğe gitmesine sebep olmuyor.

“Sessizlik” karşısındaki şiddet ve “Gürültü” karşısındaki pısırıklık bu coğrafyanın burjuvasını ne kadar da iyi yansıtıyor.

Oyun boyunca evin orta yerinde duran merdiven ise yazarın kullandığı en iyi metaforlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Dupontların evin ortasındaki merdivenden yukarı kaçışı ve yukarı çıkar çıkmaz merdivenin aşağısını tahtalarla çivilemesi, bir merdiven üzerinden nelerin anlatabileceğini bizlere gösteriyor.

Topluma atılan tokat

Hizmetçinin hizmetini satmayı bıraktığı bölüm, yazarın oyun boyunca topluma attığı tokatların en şiddetlisini içeriyor:

Şöyle oluyor, benim sattığım hizmet, tembellerden, miskinlerden, aylaklardan, işe yaramazlardan, yan gelip yatanlardan ve toplumdaki diğer lüzumsuzlardan müthiş bir talep görüyor ve o mahlukların soyu hiç de tükenecekmiş gibi görünmüyor.”

Oyunun finalinde yalnız kalan Leon Dupont’un yeni yaşamına alışmaya çalışırken, pencerede ölü bulunması, oyunun finalinin seyirciye bırakıldığının açıkça göstergesi olsa da, yazarın oyun metninin son kısmında rejiye eklemek istercesine yazdığı, fakat vurgulamadığı “Gürültü sahneye hakim olur ve içeriye belki Schmürzler girer” söylevi, günümüze yansıtıldığında bize başka bir finali imgeletebilir.

Toplumun Schmürzleştirilmeye çalışıldığı bu dönemde, Boris Vian’ın metnine kendisinin “belki”yi içeren yorumunu getirmek en doğrusu olacak sanırım.  Bu dönemin Schmürzleştirilmek istenilen toplumunun sessizliği yan yana gelebilirse, Dupontların kaçacağı bir gürültü çıkacağından kimsenin şüphesi olmasın.

 

Share on Facebook21Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir