Sermayenin hamlesi -Serkan Nar

*AKP’nin temel başarısı, egemen sınıfların fraksiyonları arasında bir birlik sağlayarak ve bağımlı sınıfların rızasını almayı başararak burjuvazinin 1970’lerden itibaren yaşadığı hegemonya krizini aşabilmesiydi.

Hiç şüphesiz ki, Erdoğan seçimleri hegemonyanın ve rıza üretiminin önemli bir işlevi ve aracı olarak kullanıyor.

Erdoğan zorlanıyor

Yerel seçimler Erdoğan’ı zora sokan bir sonuç üretti. Millî gelirin yüzde 60’ını oluşturan şehirlerin kaybedilmesiyle, ekonomik hareket alanı daralan Erdoğan yerellerde oluşturduğu sermaye birikimi ve buna bağlı oluşan asalak sınıfın rantiyesi önemli oranda darbelendi.

Finans kapital ise yerel yönetimlerde kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekil ve içerik üreteceği bir sonuç üretmiştir. Erdoğan’ı zorlayan bu süreç, Erdoğan’ın istediği gibi faşizmin kurumsallaşacağı bir düzlemde mi yoksa sermayenin restorasyon hamlesinin olgunlaşacağı bir dönemi mi aralayacak? Bunun ipuçları seçim akşamı yapılan açıklamalar olsa da esas olarak Erdoğan’ın kutusundan neler çıkacağına bakmak gerekiyor.

Sermaye reform istiyor

Seçimlerin ardından TÜSİAD “Önümüzdeki seçimsiz dönem ekonomik, sosyal ve siyasal reform gündemimiz için önemli bir fırsattır.” açıklaması yaparak, piyasalar ise seçim sonuçları şekillenmeye başladığında reaksiyon göstermeyerek, Erdoğan’ı sıkıştıran belki de sınırlayan önemli bir hamle yaptı.

Kılıçdaroğlu üzerinden AKP’ye, “krize karşı ortak çalışma” önerdiğini bu şekliyle restorasyon sürecinin temel adımlarını atacak Merkez Bankası bağımsızlığı, sıkı para – maliye politikaları ve yapısal reform önerirken sermaye, Erdoğan’a elini uzatmış oldu.

Nitekim Erdoğan da balkon konuşmasında, piyasa kurallarından ödün verilmeyeceğini tekrarlayarak, gündemdeki öncelikli konunun ekonomi olduğunu belirtmişti.

Topyekûn saldırı

Türkiye’de rejimin niteliğinin nasıl olacağı, önemli bir güç alanı içerisinde şekillenirken iktidar bloğunun bir bütün olarak mevcut krizin çözümü noktasında bir uzlaşı var. Sermayenin içine girdiği yapısal krizini çözme noktasında saldırı dalgasının adı ister reform olsun, isterse “Yeni Ekonomik Program” olsun. Bizleri her halükarda kemer sıkma politikalarının beklediği sır değil.

Daha sert bir program, piyasa işleyişiyle uyumlu yapısal reformların hayata geçmesinde uzlaşan iktidar bloğu izleyeceği ekonomi politiğin emek gücüyle geçinenler bakımından ne gibi sonuçlar doğuracağı aşikâr.  Kıdem tazminatının fona devri, zorunlu bireysel emeklilik gibi daha kuralsız ve esnek, güvencesiz istihdam ilişkileri anlamına gelen bu düzenlemeler sıkı bir saldırı dalgasının bizi beklediğini gösteriyor.

Son sözü kim söyleyecek

Yapısal kriz dönemlerinde, ekonomi politiğin nasıl şekilleneceği güç mücadelelerinin, özellikle de egemen sınıf içi fraksiyonlar arasındaki mücadelelerin yoğunlaştığı dönemlerdir. Ancak belirleyen sadece egemen sınıflar değildir. Yerel seçimlerde halk güçleri moral topladı. Şimdi oluşan bu havayı kalıcılaştırmanın yolu halk dinamiklerinin kuramsal bir yapı içerisinde konumlanmasını sağlayabilir. Toplumsal muhalefete, halk dinamikleriyle beraber sınıf hareketliliği eklenince iktidar bloğunu dağıtabilir, demokratik bir anayasayı kurumsallaştırabiliriz.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*