Sınıf Devrimciliği ve Kenan Budak – Emrah Arıkuşu

Share on Facebook38Tweet about this on Twitter

Kenan Budak yoldaşı katledilişinin 35. yılında bir kez daha anıyoruz.

Kenan Budak’ı anmak, O’nu putlaştırmak değil, yaşamı ve kavgasında edindiği özellikler üzerinden bugün nasıl “Kenan Budaklaşabiliriz” sorusunun peşine düşmektir.

Kenan Budak’ı bugünlere taşıyan en temel özelliği şüphesiz onun gerçek bir işçi sınıfı devrimcisi olmasıdır. Marksizm- Leninizm sınıflar mücadelesinin teorisiyse, bunu zamana ve mekana uygulayabilen devrimciler sınıf devrimcisi karakterini taşırlar.

Buna göre, işçi sınıfı toplumda öncü konumdadır. Dolayısıyla her eylemiyle topluma etkide bulunur, toplum da işçi sınıfına etki eder. Bu karşılıklı etki durağan değil sürekli hareket halindedir. İşçi sınıfı toplumsal alanın bütünü ve onu meydana getiren diğer toplumsal güçlerin tümüyle etkileşim halindedir. Bu alanda öyle konumlanır ki, ona toplumun kaderini belirleme ve topluma yön verme sorumluluğu verir. Kendi özgürleşmesi toplumun özgürleşmesi olan tek sınıf işçi sınıfıdır. Bu bilinçle hareket eden sınıf devrimcisi toplumsal yaşamı bir bütün olarak kavrar.

Diğer yanıyla, toplumu komünist bakış açısıyla kavrayan kadro-militan, hayatın her anında ve alanında devrimin imkanını ve güncelliğini arar.

İşte Kenan Budak’ da cisimleşen işçi sınıfı devrimciliğinin karakteri bu zeminde oluşmuştur.

Kenan Budak, toplumsal yaşamın zenginliğini kavrayarak, bu zenginlik içinde devrimciliğini inşa eden bir devrimcidir. Karşısına çıkan durumlarda geri adım atmayıp, onu bir biçimde yenerek daha da ileriye sıçramayı başarmış, devrimciliğini nesnel koşullar içinde oluşturmuştur.

Her koşulda devrimcilik

Kenan Budak genç yaşında işçiliğe başlamış, emek sermaye uzlaşmazlığında emek safında bir devrimci olarak yer almayı Kıvılcımlı’nın çıkardığı Sosyalist Gazetesi’nden öğrenerek devrimci harekete katılmıştır. 12 Mart darbesinin yarattığı politik ortamda devrimci hareket faşizm tarafından baskılanırken, O direniş mevzisinde yer alarak Zeytinburnu sokaklarını devrimci örgütlenme alanına dönüştürmüştür. 12 Mart’la 12 Eylül arasında da sonra, Zeytinburnu’nda yürütülen anti-faşist mücadelede öncü konumda yer almıştır.

İşçi sınıfının yoğun sömürüye maruz kaldığı 70’li yıllar, aynı zamanda işçi sınıfının devrimci sendikal arayışını da doğurmuştur. Kenan Budak, Kazlıçeşme’nin deri kokan sokaklarında Bağımsız Bağırsak ve Deri İşçileri Sendikası (Bar Der-İş) içerisinde sendikal çalışmalara katılır. 1976 yılında DİSK’e bağlı İlerici Deri-İş Sendikası’nın kuruculuğunu yapar. DİSK’in 7. Genel kurulunda finans kapitalin saldırılarına karşı, sendikaların teslimiyet çizgisini eleştirir ve tutarlı bir direniş çizgisinin inşası için çabalar. Bu süreçte önüne konmaya çalışılan maddi ya da mevki imkanlarını elinin tersiyle iterek, sınıfın çıkarlarını milim sapmadan savunur ve sınıfın öncüsü olarak devrimci sendikacı kimliğini inşa eder.

Kenan Budak’ın halk içinde örgütlenmesi de halkçı kimliğine işaret eder. Karmaşık siyasi problemleri mahallelinin yaşadığı sorunlardan üstün görmez ve yoksul emekçilerin her soruna titizlikle çözüm arar, halkın gönlünü kazanır. O’nu kahvede gençlerin yanında sorunlarını konuşurken, hamile bir kadın işçiyi hastaneye yetiştirmeye çalışırken görebilirdiniz diye anlatır arkadaşları. Mahallede herkesin tanıdığı sevip saydığı bir kişi olarak halkın devrimcisi olabilmiştir.

Bunların yanında Parti militanı olarak hareketin re-organizasyon sürecinde çekirdek kadroda yer alarak Vatan Partisi’nin kurulmasında rol alır. Vatan Partisi’nde yaşanan yol ayrımında devrimci direnişçi safta durarak Sosyalist Vatan Partisi Merkez Komitesi içinde komünist kimliğini oluşturur. Katledildiğinde, SVP MK üyesidir.

12 Eylül’de karşı devrim tüm gücüyle geldiğinde panikleyip kaçmadan uygun biçimde geri çekildiği mevzilerden devrimin çıkarları doğrultusunda hareket eden kişi yine Kenan Budak’tır. Sendikacılar yurtdışına çıkma ya da Selimiye Kışlası’nda teslim olma kuyruğuna girerken, diğer partili yoldaşlarıyla birlikte işçilere faşizmi anlatabilmek ve değişen koşullara rağmen örgütlü mücadeleyi koruyabilmek için darbeden sonra çalışmalara devam etmiştir.

Bütünsel Kimlik

Kenan Budak, bizlere komünistleşmenin bütünsel kimliğe sahip olması gerektiğini göstermiştir.

İşte, bu noktada Kenan Budak artık sadece Zeytinburnu’nda bir deri işçisi değil, aynı zamanda işçi sınıfıdır, yoksul halktır. Kapitalist düzen açısından tehlikeli olan da bu bütünleşmedir ve burjuvazi de hesabını buna göre yapmıştır. Dolayısıyla O’na sıkılan kurşun halka ve tüm işçi sınıfına sıkılmıştır.

Bugünün “Kenan Budaklaşması” ise, partinin kadro-militanı olmanın yanında işçi sınıfının devrimci arayışında öncü olmak, halkı severek halklaşmak, teslimiyete karşı direnişçi olmak, hamlecilikle engelleri aşmak, ileriye sıçramak, sonuç almak ve baştan ayağa insan olmak demektir.

Share on Facebook38Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir