Sırada iç savaş mı var? – Samet HAYTACI

Share on Facebook16Tweet about this on Twitter

7 Haziran 2015’te ortaya çıkan seçim sonuçları, Türkiye’de yaşayan Kürtler açısından tarihi bir zaferi simgeliyordu. Onlarca yıldır Kürt halkının özlük haklarına kavuşması için çeşitli legal/illegal araçlarla yürütülen siyasi mücadele, kritik bir eşiği daha aşıyor; arkasına aldığı tarihsel halk direnişini ve dayanışma halinde olduğu tüm demokratik güçleri yepyeni imkanlarla buluşturma şansını yakalıyordu. Ülke siyasetini en aşağıdan en yukarıya doğru her düzeyde demokratik dönüşümlerle belirlemek de imkanların en büyüğü olarak gelecek projeksiyonunda yer buluyordu.

Bu tablonun AKP açısından ortaya çıkardığı sonuç ise; içerisine girdiği çok boyutlu krizlerle debelenen, siyasal İslam ve milliyetçilik soslu neo liberal iktidar politikasının iflası anlamına geliyordu. Ama bunu usulca kabul etmeleri beklenemezdi. Devlet’in çelik çekirdeği, planı 2014’te hazırlanmış “Çöktürme” adlı şiddet dalgasıyla iflası örtbas etme niyetindeydi.

Sadece 18 ay!

PKK ise başlangıçta soğukkanlı davranmayı seçti. Ancak ilk etapta “barış” sürecindeki tavrını korusa da kendi planını devreye sokması uzun sürmedi. Bu kez alışılagelmiş silahlı direnişin yerine, radikal hamlelerle zenginleştirilmiş bir karşı-hegemonya inşasına girişiliyordu. Bu hamlenin yeni fiili durumlar yaratma ya da en azından AKP’ye yeniden masayı dayatma gibi örgüt adına başarılı sayılacak sonuçları olabilirdi. Lakin şu ana kadar böyle olmadı.

Sis arttı, hava ağırlaştı.Özyönetim, hendek, şehre inen Ordu ve Gerilla, katliamlar ve yıkılan şehirler, OHAL, Eş başkanları dahil birçok milletvekili ve her şehirden yöneticisi tutuklanarak parti işleyişi büyük yara alan HDP… Hem de 7 Haziran’ın üzerinden henüz 18 ay geçmişken.

Bu arada devreye bir de TAK girdi. Savaşın sıradan bir parçası değil, daha çok psikolojik savaşın bir enstrümanı olarak; askeri bir zaferden çok, kaosun; anormal durumun kozu olma misyonuyla.

Anormal durum…

Karanlık suikastler, rutine binen bombalı saldırılar, sınırlarımız içinde cereyan eden uluslararası hesaplaşmalar, hükümet kanadından “seferberlik” adı altında dillendirilen tehlikeli imalar… İşte anormal durum; tüm bunların, devamında iç savaş yaratma potansiyelini de saklı tutan bir kaos süreci halinde akıp gitmesidir.

PKK’nin de oyununu bu akışa uygun biçimde kurduğu ve bahar ayları itibariyle ortaya çıkabilecek “iç savaş” vb. gelişmelere hazırlandığı tahmin edilebilir. Evet; PKK’nin -içinde sürüklendiğimiz- kaosa dair izleyeceği yol algoritmik değil, aksine sezgisel olacaktır. Sonucu muamma. Bu nedenle PKK kimi sosyalistlerce Türkiye siyasetini Ortadoğu’ya endekslemek üzerinden eleştiriliyor. Ancak bu eleştiri yaşadığımız anormal durum içinde “bizi de düşün!” dışında ne söylüyor?

Şunu görmek gerek; bu süreçte hiçbir hamlenin kendini amorti etme garantisi yok. OHAL’in sıkıyönetime, anormal durumun iç savaşa sürüklenme olasılığı halihazırda mevcut. O halde Kürtler’in de dağıldıkları 4 parçanın hem çıkarlarını hem de imkanlarını, bütünlüklü bakışla hesaplayan bir paradigmayı devreye sokmaları kaçınılmaz olacaktır.

Share on Facebook16Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir