Sivas katliamı ve Alevi hareketi – Haydar ARIKUŞU

Share on Facebook26Tweet about this on Twitter

Sivas katliamı 24. yılına girdi. Alevilerin acıları bir kere daha depreşiyor. Dinmeyen bir kederle doludur Sivas. Acı ve öfke bir arada yaşanıyor.

Yıldönümlerinde katliamı lanetlemek, katilleri teşhir etmek bilinçleri ve duyguları harekete geçirir. Bu açıdan çok önemlidir, unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Dolayısıyla Aleviler, Sivas’ın devlet eliyle nasıl kana bulandığını, egemen güçlerin sermayenin çıkarları doğrultusunda “Alevi canları” nasıl yakarak katlettiğini bilince çıkarmalıdır.

Katliam ve İsyan

Alevilik tarihi, katliamlar tarihidir. Alevilik, matemlerle süregelmiştir. Öyle ki katliama duyulan öfke ve yas bir ibadet ritüeline dönüşmüştür. Kerbela matemi bunun en büyük örneğidir. Tutulan matemler, Alevilerin birbirine verdiği sözlerdir. Birlikte olmayı, düşmana öfke duymayı tazelemektir. Acılara ortak olmanın, birlik olmanın gücünü bilince çıkarmasıdır, hissetmesidir.

Sivas katliamından sonra, bu duygular isyan ve mücadele azmine dönüşmüştür. Öyle ki 2 Temmuz 1993 sonrası öfkeler isyana dönüştü. Acılar ve haksızlıklar yüreklerde, bilinçlerde örgütlenerek bir “Alevi Hareketi”ne dönüştü. Bu anlamda Sivas katliamı, yeni ve güçlü bir Alevi hareketini oluşturdu.

90 sonrası Aleviler

Aleviler, 12 Eylül 1980 darbesi sonrası kırlardan şehire kitleler halinde göç etmiştir. Bu demografik ve kültürel değişim içinde “Kentleşen Alevilik” gerçekliği oluşmuştur. Aleviler, şehir koşullarında  “inanç- ibadet”, yaşam, kültür olanakları oluşturmaya çabalamışlardır. Bu dönemde bir “Aydınlanma-Rönesans” yaşayan Aleviler, kendi bağımsız inanç hareketlerinin de temellerini atmışlardır.

İşte “Sivas Katliamı” tam da bu noktada Alevi uyanışı ve örgütlenmesine set olma girişimidir. Uyanan, aydınlanan, yeniden doğan Alevi hareketini engelleme yok etme çabasıdır.

Sivas katliamı koşulları

Sivas katliamının gerçekleştirilme koşullarını dört başlık altında toplayabiliriz.

Birincisi; yükselen Alevi Hareketi’dir. 80 sonrası kentleşen Alevilik gerçekliğinde aydınlanan, yükselen Alevi Hareketi, 91 Star TV işgaliyle yeni bir evreye dönüşmüştü. Bu noktada egemen güçler harekete geçti. Dinci-Faşist örgütler aracılığıyla Sivas katliamı tezgâhlandı ve gerçekleştirildi. Amaç yeniden doğan Alevi Hareketini yok etmekti.

İkincisi; Kürt halkına ilan edilen “Topyekûn Savaş” politikasıyla bağlantılı olarak “demokratik, halkçı” güçlerin buluşmasını engellemektir. Egemen güçler, “Kürt sorunu”nu demokratik, barışçı dönüşümlerle çözmek yerine kan ve savaşla çözme yoluna girdi. Ve bu savaşta Alevilerin, işçilerin ve Kürtlerin mücadeleleri buluşmamalıydı. En kestirme yolları ise Kürtleri ve Alevileri katletmek olmuştur.

Üçüncüsü; ekonomik krizdir. 1970 sonrası kapitalist- emperyalist sistemin içine girdiği “yapısal kriz” gerçekliğini Türkiye de yaşamaktaydı. Ekonomik kriz yeni savaşlar, yeni kıyımlar getirdi. İran- Irak savaşı, Körfez savaşı, Irak’ın ABD güdümünde Kuveyt’i işgali atmosferinde Türkiye kendine yeni bir “dış politika” pozisyonu aramaktaydı

Dördüncüsü; neoliberal politika uygulamalardır. Dünyada ve Türkiye’de baş gösteren ekonomik kriz, neoliberal politikalarla atlatılmaya çalışılmıştır. Ticarileşme, taşeronlaştırma, güvencesiz çalıştırma demek olan bu politikalar, yeni bir sömürü ve talan uygulamaları olmuştur. Sermaye, neoliberal politikaları sancısızca uygulayabilmek için önündeki her türlü “Halk hareketi” engelini kaldırmalıydı. Alevi hareketi de bunlardan biriydi.

Aleviler ve Demokratik Cumhuriyet

Bugünün koşullarında baktığımızda Aleviler, İslami-Faşist bir diktatörlüğü adım adım ören AKP/Erdoğan iktidarına karşı “Hayır cephesi”nin en büyük gücünü oluşturmaktadır. Aleviler, diktatörlüğe karşı yükselen “Demokratik Cumhuriyet” talebini “Gezi”de, 7 Haziran seçimlerinde, 16 Nisan referandumunda açıkça ortaya koymuştur.

Kriz, savaş, katliam, talan politikaları koşullarında yaşadığımız Sivas katliamı ışığında bugüne bakma uyanıklığını ve cüretini göstermeliyiz. Onlar günümüz savaş ve ekonomik kriz gerçekliğinde, yeni Alevi katliamları planlarken; Aleviler devrimci demokratik dönüşümün güncelliğinde, Hayır meclislerinde, Alevi meclislerinde örgütlenerek, “Demokratik Cumhuriyet” şiarını yükseltmelidir.

 

Share on Facebook26Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir