Stagflasyon ve ekonomide çakılma riski – Volkan Yaraşır

Türkiye ekonomisi stagflasyon yani durgunluk içinde enflasyon riskiyle karşı karşıya. Özellikle yılın son çeyreği ekonomide büyük alt üst oluşları beraberinde getirebilir. Bütün veriler ve uluslararası konjonktür ekonominin içinden çıkılmaz bir sarmalın içinde olduğunu gösteriyor.

Dışa bağımlılığa devam

Ekonomide görülen yavaşlamayı, yüzde 15’lere ulaşan enflasyon izliyor. Dış borç 453 milyar dolara ulaşmış durumda. Cari açık 57 milyar dolar ve bu rakam cari açığın milli gelirin yüzde 6.5’una ulaştığını gösteriyor. Bu yıl ödenmesi gereken dış borç 186 milyar dolar. Dış kaynağa bağımlı ve  acil sıcak para girişi ihtiyacı olan ekonominin küresel ekonomide yaşanan salınımlar karşısında kırılganlığı giderek artıyor.

Bunun somut örneği FED’in aldığı faiz artırma kararında görüldü. Türkiye sert döviz şoku yaşadı ve lira ciddi değer kaybına uğradı. Dövizdeki oynaklık devam ediyor. Türkiye ekonomisi küresel piyasalarda Arjantin, Venezüella, Pakistan ve Mısır’la birlikte iflas riski taşıyan ekonomi olarak değerlendirildi.

ABD ve Çin arasında ticaret savaşları ve FED’in doları değerli tutma  politikaları, petrol fiyatlarında yükseliş trendi ve Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna doğru varlık alımlarını sonlandırma kararı, Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan piyasalar için sıcak para döneminin sonunu işaretliyor. Mayıs ayında bu piyasalardan çekilen paranın miktarı 12 milyar dolara ulaştı. Önümüzdeki aylarda bu oranın artması yüksek bir ihtimal. Dış şoklara açık, sıcak para bağımlısı olan ve çoklu kırılganlık içindeki ekonomi için bu gelişmelerin yıkıcı sonuçlar yaratması kaçınılmaz.

Yıkıcı krize doğru

Artık yolun sonuna gelindi. Rant ve spekülasyona dayalı birikim ve büyüme döneminin yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Yılın birinci çeyreği için açıklanan (2017 yılının trendi ve iç talep ağırlıklı) yüzde 7.4 büyümenin, son çeyrekte yüzde 2 ya da 3’e inmesi bekleniyor.

Özellikle yaşanan ve arkası geleceğe benzeyen döviz şokları özel sektörde bir borç krizine yol açabilir. Bu krizin bir mali krizi tetiklemesi artık  yüksek bir olasılığa dönüştü. Yeni rejimin önümüzde günlerde izleyeceği politika Londra görüşmelerinde ortaya çıktı. Yaşanması artık kaçınılmaz olan krize karşı  bütün yollar IMF ile yapılacak stand- by anlaşmasına çıkıyor.

Kısa bir zaman önce benzer ekonomik göstergelere sahip Arjantin aynı yolu izledi. IMF 50 milyar dolarlık kredi karşılığında, Arjantin’e sert kemer sıkma politikaları dayattı. IMF’nin dayatmaları işçi sınıfı ve emekçi yığınlar için yıkım anlamına geliyor. Ama sorun burada da bitmiyor. IMF’nin izlenmesini istediği politikalar zaten sorunu çözmekten öte sorunun gerçek kaynağını oluşturuyor.  Önümüzdeki aylar krizin açığa çıktığı ve yıkıcı sonuçlarının görüldüğü aylar olarak önem taşıyor. Çözüm olarak gösterilecek IMF ile olası anlaşma, işçi sınıfı için işsizlik, yoksullaşma, geleceksizlik ve açlık anlamı taşıyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir