Suriye’de “final” sahnesi devam ediyor – Hasan Feramuz

Suriye’deki savaşın Soçi’de başlayan final sahnesi devam ediyor. Daha önce Astana’da “gerilimi azaltma bölgeleri” olarak belirlenen Doğu Guta, Hama-Humus kırsalını ele geçiren Suriye ordusu, şimdi de Dera’nın doğusunda hâkimiyetini sağlamış durumda.

Dera’nın önemi

Dera bölgesi Esad karşıtı gösterilerin ilk başladığı yer olarak simgesel bir öneme sahip. Nitekim savaşın ilk başladığı 2011 yılından itibaren bölgenin yarısından fazlası Esad’ın kontrol dışındaydı. Bu bölgedeki “muhalifler”, cihatçılar ve IŞİD Ürdün ve İsrail’den aldıkları destekle bölgede kalmayı başardılar.

Esad, İran ve Rusya Dera’nın bu durumundan kaynaklı önceliği diğer bölgeye vermiş, Dera bölgesini Astana sürecinde kararlaştırılan 5 “gerilimi azaltma bölgesinden” biri olarak belirlemişlerdi.

Bu bölgelerden Doğu Guta ve Hama-Humus kırsalının kurtarılmasından sonra Esad-İran-Rusya yönünü Dera’ya çevirmişti.

Dera’nın alınmasının hem İsrail ve Ürdün’ün sahaya fiilen müdahil olmalarının engellenmesini hem de Suriye’nin kuzeyi dışında ülkenin bütününde Esad’ın kontrolünü sağlayacak olmasından dolayı önem taşımaktaydı.

İsrail’e garanti

Bu yüzden İsrail’in müdahale tehditlerine rağmen Rusya, Mayıs ayının sonunda ABD ve Ürdün ile açıktan görüşerek, kapalı kapılar ardında da İsrail’e İran ve Hizbullah’ın Dera’da bulunmayacağı garantisi vererek operasyonun gerçekleşmesini sağladı.

Böylece Suriye ordusu, Rus uçaklarının da yardımıyla kısa sürede Dera’nın doğusunu ele geçirdi ve kısa zamanda Dera’nın geriye kalan kısmının da ordunun hâkimiyetine geçmesi bekleniyor.

ABD, Rusya, İran

Uzun yıllardır Dera’da konuşlanmış ve bölgenin çoğunluğunu elde tutan “muhalifler” ve cihatçıların kısa sürede yenilmesinde en büyük etken ABD, İsrail ve Ürdün’ün desteklerini çekmesi. Bu desteğin çekilmesinde Rusya’nın sahada artan gücü, Esad iktidarının kalıcılığının kabullenilmesi ve İsrail sınırında İran ve Hizbullah yerine Rusya’nın olmasının tercih edilmesi yatıyor.

ABD, Esad iktidarının bir sürede kalmasını kabullenmiş durumda ve bundan dolayı önceliklerini Suriye’nin kuzeyindeki durumu konsolide etmeye ve İran’ın Suriye’deki etkinliğini azaltmaya ve yok etmeye vermekteler. Bu ikilinin İran “hassasiyetinin” farkında olan Vladimir Putin de, Beşar Esad ile buluşmasında ‘Suriye’den yabancı güçlerin çekilme vakti’ ifadesini kullandı.

Böylece Putin, ABD’ye İran’ı, İran’a da ABD’yi gösterip sahadaki inisiyatifini sürdürerek Suriye’de geriye kalan bölgeleri küçük ama kararlı adımlarla Esad’a kazandırmayı hedefliyor.

Gözler İdlib’te

Putin’in açıklamasına İran’ın “Suriye’de kalmaya devam edeceklerini” söyleyerek ve Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad’ın da “İran’ın Suriye’deki varlığı tartışma konusu değil” diyerek cevap vermeleri de İran ve Esad’ın Rusya’nın oyununu kabullenmekle birlikte emre amade kapıkulu olmaya niyetli olmadıkları gösteriyor.

Suriye’de savaşın alanı daraldıkça bölgesel ve küresel güçlerin birbirlerine temasları ve çıkarlarının çakışmaları artıyor. Dera’dan sonra Türkiye’nin de aktif şekilde bulunduğu İdlib’e gözlerin çevrilecek olması da bu temas ve çakışma alanına bir değişkenin daha girmesine neden olacak. Dolayısıyla Suriye’deki savaşın final sahnesinde, yerel, bölgesel ve küresel güçlerin yeni ve şiddetli gerilimler yaşayıp yaşatacakları bir sekansa doğru gidiliyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir