Suriye’ye giriş var, peki ya çıkış? – Hasan FERAMUZ

Share on Facebook17Tweet about this on Twitter

 

24 Ağustos’ta Türk ordusunun, kendilerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) diyen gruplarla birlikte Cerablus’a girmesi, yaklaşık 5 yıldır süren Suriye’deki savaşın önemli dönüm noktalarından biri oldu. Böylece Türkiye senelerdir dillendirdiği tampon bölge için doğrudan bir adım atmakla birlikte, uzun bir süredir dışında kaldığı Suriye savaşına da tekrardan müdahil olmuş oldu.

Türkiye’ye tuzak mı?

Türkiye’nin Cerablus’a girmesinin, başta ABD ve Rusya ile olmak üzere bir anlaşmayla olduğu görülüyor.

Fakat taraflardan yapılan açıklamalar bu anlaşmanın netliği konusunda bir belirsizlik de yaratmış durumda.

ABD ve Rusya operasyonun IŞİD’i hedef alması gerektiğini belirtirken, Türkiye hedeflerinin IŞİD ve YPG olduğunu açıkladı. Türkiye destekli çeteler ise sınır boyunca ilerlemek yerine, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) yakın zamanda ele geçirdiği Minbiç’e yönelmiş ve Sacur nehrine ulaşmış durumdalar. Dolayısıyla Türkiye, esas hedefinin YPG/SDG olduğunu ortaya koymuş durumda. Diğer yandan ABD’nin ve Rusya’nın açıklamalarına rağmen Türkiye destekli çetelerin ilerlemeye devam etmesi ve tankların Çobanbey’den de giriş yapmaları, Türkiye’nin operasyonda önemli bir inisiyatife sahip olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin desteği olmadan durmaları imkansız olan bu çetelerin, kendi başlarına ayakta kalabilmeleri için durmadan ilerleyerek önemli bir güç alanı kazanmaları gerekiyor. Fakat bu ilerlemenin Halep’e doğru derinleşmesi durumunda ise hem Türk ordusunun kapasitesinin yetersizliği hem de Rusya-İran-Suriye ittifakının bu duruma sessiz kalamayacak olması önemli bir sorun ve “tuzak ihtimali” teşkil ediyor.

Diğer yandan Türkiye, Suriye’ye girişiyle birlikte önemli inisiyatif ve güç kazanmış durumda. Ele geçirilen bölge ile çetelerin tahkim edileceği, eğitileceği bir alan kazanılmış oldu. Bu bölge ayrıca Türkiye’nin Suriye içlerine doğrudan müdahale edebileceği bir üs kazandırmış da oluyor.

SDG’nin tutumu belirleyici olacak

Minbiç’i IŞİD’ten temizleyen SDG, Cerablus Askeri Meclisi’ni kurmuş ve yönünü Cerablus’a çevirmişti. Fakat komutanları Abdüssettar Cedir, kuruluştan bir gün sonra, MİT ile irtibatlı olduğu iddia edilen kişiler tarafından öldürüldü. Ardından çetelerin saldırıya geçmesiyle Sacur nehri gerisine çekilen SDG, bu sınırın aşılması durumda müdahale edeceklerine dair bir açıklama yayınladı.

SDG’nin, ABD ve Rusya ile olan anlaşmalarından dolayı bu süreçte taktiksel olarak geri çekilse de, çetelerin Minbiç’i hedeflemesinden dolayı elleri tetikte beklediği görülüyor. Bu yüzden SDG’nin, ABD

ve Rusya’nın koyduğu sınırlamaları kısmen kabul edebileceği ama bunun ötesinden kendisinin varlığının tehlikeyi düştüğünü görerek harekete geçebileceği öngörülebilir.

Sonuç olarak Türkiye, Suriye’ye girişiyle “çok kısa” vadede kimi kazanımlar elde edilmiş gözükse de, orta ve hatta “kısa” vadede ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağı gözüküyor. Her ne kadar ABD ve Rusya’nın kontrolü ve izninde gerçekleşen bir süreç yaşanıyor gibi gözükse de, sürecin gidişatını belirlemede SDG’nin ve halkların mücadelesi önemli bir etken olacaktır.

Share on Facebook17Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir