Suudilerin yeni prensi operasyonlarıyla “despotluğun” kırılganlığını arttırıyor – Hasan FERAMUZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Ortadoğu’nun en kifayetsiz muhteris ülkesi Suudi Arabistan, yaptığı iç ve dış operasyonlarla hem sarsıyor hem de sarsılıyor. Riyad merkezli sarsıntılar Ortadoğu’da yanan ateşin daha da harlanmasına neden olmakla birlikte yeni bir tarihsel dönemin açılmasının da önünü açıyor.

Önce iç temizlik

Ortadoğu’da uzun zamandır uyguladıkları politikalardan kayda değer bir sonuç alamayan Suudiler, yeni bir hamle daha yapabilmek için iç temizliğe yöneldiler. Ülke içinde tek iktidar odağı yaratmaya yönelen Suudi Kral Selman bin Abdülaziz; 21 Haziran 2017’de yayınladığı kararname ile birinci Veliaht Prens Muhammed bin Nayif’in yerine, oğlu İkinci Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı getirdi.

Prens Muhammed bin Selman, yolsuzluk adı altında düzenlenen operasyonda 11 prens, dört aktif bakan ve 34 eski bakanı tutukladı. Önemli askeri birliklere komutanlık edenlerin de tutuklandığı bu operasyonla birlikte olası bir askeri darbenin önünü kesildi. Bu arada tutuklananların servetine de göz dikmiş çünkü bu operasyon tutuklananların malvarlığına el koyma hakkını da vermekte ve tutuklananların serveti 800 milyar dolara yakın.

“Reformların” sebebi ekonomik

Yemen’deki savaş, Suriye’de desteklenen cihatçılar ve petrol fiyatlarının düşüşü nedeniyle bütçe açığı veren Suudi ekonomisini bu talanla düzeltmeyi hedefleyen Muhammed bin Selman, “reformlara” da hız verdi.

Kadınlara araba kullanma hakkı ve Vahhabilik’ten Ilımlı İslam’a geçiş gibi “reformlar” sunan Muhammed bin Selman, böylece “demokrat-modern” Batı sermayesinin yatırımlarını çekmeye çalışıyor.

Bu “reform” hamlelerinden bir diğeri de dünyanın en büyük petrol şirketi Saudi Aramco’yu borsaya açmak. 1 günlük geliri 600 milyon dolardan fazla olan ve piyasa değeri 2 trilyon doları bulan şirketin yüzde 5’inin borsaya açılması planlanıyor. Bu açılışla birlikte, Suudi Arabistan’ın finans-kapitalin sömürü mekanizmasına daha fazla eklemlenmesi hedefleniyor.

Lübnan hedefte

İçerideki temizlikte “başarılı” olan Prens yönünü dışarıya çevirdi.

Suudilerin parasıyla zenginleşen ve Lübnan’ın başına geçen Haririlerin son varisi olan Lübnan Başbakanı Saad Hariri, Şam’a büyükelçi atadı ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in danışmanı ile görüşmeler gerçekleştirdi. Fakat tüm bu hamleler nedeniyle istifa yollarının taşlarını döşedi ve en nihayetinde Riyad’da istifa etmek zorunda kaldı.

Hariri’nin istifa nedeni olarak İran ve Hizbullah’ı göstermesi Suudilerin Lübnan üzerinden İran’la hesaplaşmaya gideceğini gösteriyor.

Bunlarla birlikte İsrail’in 100 savaş uçağı ile tatbikat yapması, Hariri’nin istifası öncesinde Trump’ın damadı Jared Kurshner’in Riyad’ı ziyaret etmesi, Trump’ın yolsuzluk operasyonlarını desteklemesi, Suudi-ABD-İsrail ortaklığında bir operasyonun hazırlığını işaret ediyor.

Fakat Husilerin Riyad’a attığı füze, Suriye’de güç ve tecrübe kazanan Hizbullah ve İran bu operasyonun o kadar kolay gerçekleşemeyeceğinin bir göstergesi.

İçeride saray darbeleri ve ekonomik darboğaz, dışarıda ise savaştan savaşa atlayan Suudi Arabistan; gösterişli pazılarının aksine büyük bir kırılganlık taşıyor İç ve dış operasyonlar ise despotluğun kırılmaya doğru hızla sürüklenmesini sağlıyor.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir