Tarihsel Sokrates’i aramak – Özgür UMUT

Share on Facebook7Tweet about this on Twitter

Sokrates, sözün uçup yazının kaldığı tarihe karşı ayakları üzerinde durmaya çalışan sayılı isimlerden birisi. Pek çoğunun bildiği üzere bir filozof olarak Sokrates’in geride bıraktığı herhangi yazılı bir eser mevcut değil.

Bu sebep dolayısıyla felsefe tarihçileri gerçek Sokrates’i, ikincil kaynaklara dayanarak inşa etmek mecburiyetinde kalıyor.

Sokratik problem

Bugünlerde gerçekten yaşamış olduğuna dair pek şüphe kalmayan Sophroniscus oğlu Sokrates, tarihte düşünce suçu sebebiyle idama mahkûm edilmiş ilk insan. Şüphesiz “insanlığının” yanı sıra bir filozof olarak kimliği pek tartışmalı. Sokratik literatürde gerçekten yaşamış olan bu Sokrates’i ifade etmek için “tarihsel Sokrates” kavramı kullanılmakta; bunun karşısında çeşitli yazarlardan dinlediğimiz Sokrates’i ifade etmek için de “hayali Sokrates” kavramını kullanabiliriz.

Sokrates’in felsefesini temel olarak dört kaynaktan öğreniyoruz: Platon ve Xenophon diyalogları, Aristophanes’in “Bulutlar” komedyası ve Aristoteles’in Sokrates’e ilişkin beyanı. Ancak literatürdeki “Sokratik problem”in ortaya çıkış nedeni, tam da bu kaynaklardaki Sokrates portrelerinin uyuşmazlığından meydana geliyor.

Schleiermacher’in Sokrates’i*

Louis-André Dorion, tarihsel Sokrates yaratımlarının 19. yüzyıla kadar Xenophon diyaloglarının ağırlıklı kullanımı üzerinden ilerlediğini söyler. Bir dönüm noktası olarak ise Schleiermacher’in 1815 tarihli çalışmasını gösterir.

Schleiermacher, iki temel eleştiri üzerinden Xenophon’un Sokrates’inin tarihsel Sokrates olamayacağını öne sürer. Bu eleştirilerden birisi, Xenophon’un siyasetçi ve asker kimliğine dayanır. Diğeri ise idamının haksızlığını vurgulamak için Sokrates’in daha “uyumlu” resmedilmesi üzerinedir.

Platon’un Sokrates’i

Platonik diyaloglar temel alınarak yaratılan tarihsel Sokrates’e dair saptanabilir üç temel yaklaşım ortaya çıkar. Birincisi, Burnett ve Taylor’ın öncüsü oldukları, Platon’un tüm diyaloglarında tarihsel Sokrates’i dinliyor olduğumuzu iddia eden yaklaşım. İkincisi, Platonik diyalogları erken-orta-geç dönemler içerisinde inceleyen ve tarihsel Sokrates’in yalnızca erken dönem diyaloglarında bulunabileceğini ileri süren yaklaşım.

Üçüncüsü ise, C. Kahn’ın öne sürdüğü, yalnızca “Sokrates’in Savunması”nda tarihsel Sokrates’i görebilecek olduğumuzu iddia eden yaklaşım.

Karl Jöel ve Logoi Sokratikoi

Dorion’un Sokratik problemin tarihinde en önemli bulduğu nokta ise Jöel’in Sokrates literatürünün kurgusal yanına dikkat çekmesidir. Diogenes Laertius’tan aktarıldığı üzere Sokrates’i içeren diyaloglar, Phaedo, Euclid, Glaucon gibi birçok diğer öğrencisi tarafından da yazılmıştır. Jöel, bu gibi diyalogların “logos sokratikos” edebi janrına tabi olduğunu savunur. Bu janrın amacı Sokrates’i kelime kelime aktarmaktansa, söylediklerinin özünü kabaca verip, bağlam ve içeriği belirli sınırda özgürce kurgulamaktır.

Bu sebeptendir ki geçmişte tarihsel Sokrates’i bulmaya çalışan herhangi bir çalışmaya rastlamayız. Buradan çıkarılacak sonuç, aslında elimizdeki kaynaklardan, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, tarihsel Sokrates’i doğurtamayacağımızdır. Bu çabanın kendisi, Dorion’a kalırsa, Sokratizmin ne olduğuna dair anlayışımızı güçlendirmek üzerine olmalıdır.

Share on Facebook7Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir