TÖP: Tek adam rejimine teslim olmayacağız! Yeni bir yol açarak ülkeyi yeniden kuralım!  

Türkiye’de “Tek Adam” rejiminin kurumsallaşması için gereken ikinci seçimler de  24 Haziran’da tamamlandı. 16 Nisan Referandumunda kazanan “Hayır” karşısında nasıl ki “Evet” seçeneğini meşru olmayan yollarla dayattılarsa, 24 Haziran seçimlerini de, ancak yalanla, hileyle, hırsızlıkla ve baskının desteğiyle kazanabildiler.

Demokrasiyi, her türden entrikayla ve baskıyla etrafını kuşattıkları sandıklara sıkıştıran ve baskıyı, hırsızlığı ve hileyi normalleştiren bu anlayışı kabul etmiyoruz.

Nerede kalmıştık?

Komplo teorileri bir yana, seçim akşamı yaşananlar açıklanmaya muhtaçtır.

Ancak biliyoruz ki; 15 Temmuz sonrasında zirve noktasına ulaşan devlet krizi, bu seçimlerde halk iradesinin çalınmasının temel sebebidir.

Seçim akşamı kapalı kapılar ardında yaşanan pazarlıklar; devlet içi fraksiyonlar arasında açığa çıkan devlet krizinin tansiyonunu düşürmek amacıyla yapılmış, halkın sandıktaki tercihleri çarpıtılarak devletin zirvesinde şimdilik bir uzlaşma sağlanmıştır.

Seçim sürecinde ellerinden gelen her şeyi yapan halk güçleri açısından bakacaksak, sandıktan bir anda özgür ve demokratik yarınlar çıkmayacağını, bunun için her gün bir seçim örgütlüyormuşçasına mücadele etmek gerektiğini, seçimlerin bu mücadelenin sadece bir parçası olduğunu biliyorduk.

Şimdi, kaldığımız yerden, daha güçlü bir şekilde mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.

Umutsuzluk yok, mücadeleye devam

16 yıldır, AKP/Erdoğan iktidarının baskıcı politikalarına, antidemokratik uygulamalarına, toplumsal yaşama serptiği düşmanlık tohumlarına, işçi, kadın, Kürt, Alevi vb. düşmanlığına karşı, sokaklarda, iş yerlerinde, üniversitelerde, mutfaklarda irili ufaklı bir çok direniş boy gösterdi.

Direnişler kimi zaman duraksadı, bazen de hızlandı, ama hep bir adım öteye sıçrayabildi

Bugün de, bu iktidara beş yıl daha katlanmak zorunda olduğunu hissederek uyanan herkes veya kazandığını düşünenler bilmelidir ki; binbir şaibeyle gölgelenen sandık sonuçları “her şeyin bittiğini ve onların kazandığını” göstermiyor.

Ve zaten, halk son sözünü çoğunlukla sandıkta söylemez.

Seçim süreci boyunca, cesur duruşlar sergilendi, alanlardan ve sokaklardan umudu perçinleyen, demokrasi ve özgürlük bayrakları dalgalandı.

Şimdi, onca baskıya rağmen seçim döneminde korkunun, yılgınlığın, yolsuzluğun, çürümüşlüğün üstüne yürüyerek açtığımız gedikten içeriye sızan gün ışığına odaklanmalıyız.

İnisiyatif ellerimizde

Bizler, onca adaletsizliğin, eşitsizliğin ve tehdidin içerisinde muazzam bir örgütlülükle ve cesaretle kendi inisiyatifimizi, taleplerimizi ve özlemlerimizi öne çıkarabildik. Türkiye tarihini en yoğun katılımlı seçimlerini bu kadar kısa zamanda bulunduğumuz her alanda örgütleyip, ulaşamadığımız ama çok iyi bildiğimiz sonuçlar doğrultusunda büyük bir başarı elde edebildik.  Tek bir oya bile sahip çıkmak adına sandık başlarında verdiğimiz savaş, mücadelemizin haklılığına duyduğumuz inancın ta kendisiydi.

Üstelik bunları OHAL gibi karanlık bir süreçte ve binbir yoksunluğun içerisinde gerçekleştirdik.

Birileri bunları unutup ve onca hırsızlığı ve haksızlığı da yok sayıp kazananı seçim sonuçlarına göre kabul etmiş olabilir. Fakat bizler bu seçimle birlikte, bir kurtarıcı beklemeden inisiyatifi kendi ellerimize aldığımızda neler kazanabileceğimizi artık çok iyi biliyoruz. Ve bizden nasıl korktuklarını da…

Muktedirler, iki ay gibi kısa bir zamanda örgütlenen seçimlerle birlikte, örgütlendiğimiz ve istediğimiz zaman neler başarabileceğimiz karşısında dehşete düştüler.

Öyle ki, son ana kadar tercih etmemelerine rağmen, devlet içi fraksiyonlar kendi aralarında pazarlık masalarına oturdular. Devlet içi kriz dinamikleri sürekli artarken farklı ve çatışan çıkarlara sahip olan bu güçleri telaşla masaya oturtan gücün, “halkın aldığı inisiyatif” olduğu çok açık değil mi?

Şimdi, halkın kazandığı inisiyatifin üstüne gitmek ve karanlıkta açılan gedikleri daha da genişletip ortaklaştırmak gerekiyor.

İhtiyacımız olan herhangi bir kurtarıcı değil, kendi ihtiyaçları doğrultusunda mücadele eden halkın iradesinin özneleştiği meclisler kurmak ve bu meclislerin kurucu iradesiyle Demokratik bir Anayasası olan Demokratik Cumhuriyetin inşasına başlamaktır.

İktidar tarafından yaratılmaya çalışılan umutsuzluk havasına kapılmadan, yolumuzda kararlı ve emin adımlarla yürüyüp bu ülkeyi yeniden kuracağız.

Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)

No Responses

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir