Toplumsal güçler kendi alternatifini yaratmalı – Pelin KAHİLOĞULLARI

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Her gücün hareket halinde olduğu ve kendi inisiyatifini güçlendirmek için en uygun pozisyona yerleşmeye çalıştığı kaotik bir Türkiye ortamındayız.

İktidarın saldırıları karşısında toplumsal güçlerdeki hareketlilik artıyor ve ara ara yaptığı çıkışlarla kendini gösteriyor.

Her hamle, mevcut krizleri derinleştiriyor.

AKP iktidarı hem içte hem de dışta büyük bir basınç altında.

AKP’nin kurucuları arasında yer alan isimlerin partiden çekilmesi ve yeni MYK’nın seçilmesiyle, AKP’deki çatlak belirginleşti ve şimdi Erdoğan zirvedeki gerilimde yalnız.

Yalnızlık, olumlu değil ama olumsuz bütün halleriyle Erdoğan ve zirvesine konumlandığı devlette, bin bir farklı biçimde kendisini gösteriyor.

Katar krizi, başka yönlerinin yanı sıra ABD’nin AKP’ye hiza verme hamlesiydi. Sıranın kendine geldiğinin bilincinde olan Erdoğan, hızla Katar’ın yanında durdu. Sünni eksen, işe bakın ki “kendisini ona ‘Reis’ atayana” haber bile vermeden, çatlayıverdi. Böylece yalnızlaşma süreci bir çentik daha atmış oldu.

Bütün çabasına rağmen Rakka hamlesi dışında kalan AKP, Suriye’de de oyun dışına itiliyor. Yalnız kalmak istemiyorsa, “oyun kurucu” Rusya’nın elindeki kartlardan birisine dönüşebilir veya diz çöküp yeniden alışageldiği “ABD taşeronluğu” zeminine yerleşebilir.

Ama bütün bu sıkışmayı-yalnızlaşmayı aşmak için, söz gelimi dengeleri bozan-düğümleri kesip atan bir Afrin işgaline de yönelebilir. Peki, öylesi bir güce sahip mi, elinde “İskenderin kılıcını” mı tutuyor? Kılıcının gücü Afrin düğümünü kesip atmaya yetmezse ne olacak?

CHP’nin sınırları

16 Nisan sonrası oluşan toplumsal atmosfer, CHP’yi devletçi reflekslerinden kopuşmaya ve sokağa çıkmaya zorluyor.

CHP, diktatörlük inşasında AKP’nin önünü açan “dokunulmazlıkların kaldırılması” oylamasını onayladı.15 Temmuz sonrasındaki “Yenikapı ruhunun” yaratılması gibi kritik her eşikte AKP’ye koltuk değnekliği yaptı. Dolayısıyla bu tutumu, tabanla merkez arasında büyük bir gerilim yaratmıştı.

AKP, Enis Berberoğlu’nu tutuklayarak hem kendi diktatörlüğünün inşasında bir adım daha atmış oldu, hem de CHP tabanında biriken muhalefeti sindirmek istedi. “Hizaya gelmezseniz size de dokunacağız” mesajı veriliyordu.

Tutuklama üzerine CHP’nin başlattığı “Adalet Yürüyüşü”, CHP yönetimi ile taban arasındaki gerilimi erteledi, “Hayır” cephesinin çoğu bileşenini içine katan bir etki alanı oluşturdu.

Farklı olasılıklar devrede

Aynı anda hem egemen güçler hem de tersinden halk güçlerinin inisiyatif alabileceği bir sürecin içinden geçiyoruz.

Sermaye güçleri, bir yandan AKP’ye ayar verip yola getirmeye; öte yandan da şayet işler çıkmaza girerse, AKP’nin alternatifi olabilecek sistem-içi bir güç açığa çıkarmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü de o yöndeki arayışlardan birisidir.

Ama öylesi bir kaotik ortamda yaşıyoruz ki, her şey hareket halinde, yola çıkış hedefinden bambaşka yerlere sıçrayabilir

“Adalet yürüyüşü”, halk güçlerinin bir kez daha sahneye çıkması için bir fırsat olabilir.

Toplumsal güçlerin inisiyatif alabilmesinin koşulu, somut talepler etrafında birleşmiş bir odak yaratmaktan geçiyor. Aksi takdirde açığa çıkan demokratik-halkçı enerji, sermaye güçleri tarafından içerilerek sönümlendirilecektir.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir