Türkiye, ABD-Rusya çatışmasının “nesnesi” olma yolunda ilerliyor – Hasan FERAMUZ

Share on Facebook10Tweet about this on Twitter

Türkiye, ABD ve Rusya arasında süregelen gerilim, Büyükelçi Karlov suikastıyla birlikte yeni bir eşiğe ulaşmış oldu. Bu eşik, bir yandan hamlelerin daha açıktan, daha sert ve daha etkili olacağı bir zemine yol açarken, diğer yandan da ilişkilerin boyutlarını da değiştirmiş oldu.

İnisiyatif Rusya’da

24 Kasım 2015’te Rus uçağının düşürülmesi ile birlikte dip noktasına varan Türkiye- Rusya ilişkileri, 2016 Haziran ayındaki görüşmeler ve ardından 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Rusya’nın sergilediği tavırlarla tekrardan ivmelenmişti.  Halep’in boşaltılması, ekonomik alandaki kimi kısıtlamaların kaldırılması gibi konularda varılan anlaşmalarla ilişkilerde ikinci bahar yaşanmaya başlanmıştı ki, Büyükelçi Karlov suikastı gerçekleştirildi. Karlov suikastı, kısmen dengede olan ilişkide inisiyatifin Rusya’ya geçmesine neden oldu. Rus haber ajansı Sputnik’in iddiasına göre suikastı gerçekleştiren Mevlüt Mert Altıntaş’ın, Türkiye’nin Halep’ten çıkarmaya çalıştığı gruplarından biri olan Fetih el Şam (eski adıyla El Nusra) üyesi olması, Türkiye’nin inisiyatifi Rusya’ya kaptırmasını sağladı. Dolayısıyla Atlantik Bloku’na (ABD-AB) karşı blöf unsuru olarak kullanılan Rusya kozu, artık sürüklenmeye neden olan kemende dönüşmüş oldu.

Rusya ise bu kozu ilk olarak Suriye konusunda değerlendirmeye yöneldi. Rusya, İran ve Türkiye ile birlikte Moskova Deklarasyonu’nu açıklayıp Astana Görüşmeleri sürecini başlatarak Suriye cephesindeki gücünü pekiştirmiş oldu.

Türkiye’nin Atlantik Bloku’na ekonomik-askeri bağlılığının farkında olan Rusya, Türkiye’yi kendi hattına çekmekten çok, politikalarını gerçekleştirmek için gücünden ve konumdan faydalanmaya yönelmiş durumda. Çünkü Rusya, hem askeri hem de ekonomik açıdan Türkiye’yi kapsayamayacağının farkında. Böylece Rusya Türkiye’nin blöflerini görerek, hem Atlantik Bloku’nda kimi çatlaklar sağlamaya hem de Türkiye’nin açtığı ama dolduramadığı boşlukları (Suriye gibi), onun gücünden de yararlanarak, elde etmeye çalışıyor.

ABD’nin sopaları

15 Temmuz darbe girişimi ile sonrasındaki Fethullah Gülen’in iadesi üzerinden gerilen ABD- Türkiye ilişkileri, Fırat Kalkanı operasyonuyla birlikte daha da “kötü” bir hal almış durumda. AKP’ye yakın medyada giderek artan ABD’ye yönelik tepkiler aleni ve üst perdeden dile getiriliyor. Fakat bu gürültü patırtıya rağmen ABD ne Fırat Kalkanı operasyonuna Türkiye’nin istediği desteği veriyor ne de Rakka’ya yürüyen Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) yardımını kesiyor. Bununla birlikte doların engellenemeyen yükselişi, ekonomik krizin giderek derinleşmesi, ABD’nin iknadan çok birkaç “sopa” ile yola getirmeye çalıştığı görülüyor.

Türkiye, gerek içeride gerekse dışarıda yaşadığı denge ve güç kayıplarını daha fazla saldırarak aşmaya çalışmaya devam ediyor. Bu dengesizlik ve güçsüzlük durumunu ise, kapitalizmin artık içinde çıkılamayacak olan yapısal krizinin etkisiyle ortaya çıkan emperyalist bloklar arasındaki savaşımdan alacağı kırıntılarla karşılamayı umuyor. Fakat içeride ve dışarıda çarpılan duvarlar ile birlikte Karlov suikastıyla ulaşılan yeni eşikte Türkiye, ABD ve Rusya arasındaki savaşta bir güç olmaktan, bu savaşın gerçekleştiği bir zemin seviyesine düşmüş durumda. Sonuç olarak Türkiye’nin iki eksen arasında yönünü çıkarına göre belirlemeye çalışan “özne” olmaktan çok, eksenlerin üzerinde hesaplaştığı bir nesne olmaya doğru ilerlediği görülüyor.

Share on Facebook10Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir