Türkiye’nin düğüm noktası: Kürtler – Ali IŞIK

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

OHAL zırhını kuşanan AKP hükümeti, KHK silahıyla toplumu ateş altında tutuyor.

Her geçen gün yeni bir KHK ile toplumun çeşitli kesimlerine saldırıyor. Bisiklet sürücüsünün pedal çevirip hareket ederek dengesini sağlaması gibi hükümet de ayakta kalmak için baskıyı artırmak ve sürekli saldırmak zorunda.

OHAL ve Kürtler

AKP, 15 Temmuz darbesi sonrası savaşın şiddetini arttırma kararı alarak Kürt hareketiyle savaş başlattı.

Şehirlerine bombalar yağan Kürt coğrafyası yaralarını sarmaya çalışırken, kayyum atamaları ile belediyeler ele geçirilerek halkın iradesi yok sayılıyor.

Ülkenin tüm illerinde HDP’ye yönelik baskınlar, siyasi operasyonlar arttırıldı. Yüzlerce yönetici ve üye tutuklanarak cezaevine gönderildi. Son olarak Kürtlerin başkent saydığı ve halk iradesinin simge şehri Diyarbakır’ın eş belediye başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın tutuklandı. Halkın öfke biriktirdiği görülüyor.

Savaşın şiddeti artıyor

Savaş denkleminde ise, Ordu PKK kamplarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor. Diğer yandan gerilla da geniş coğrafyaya yayılan günlük eylemleriyle kendisini gösteriyor.

Karayılan’ın “Türk devlet yetkilileri bilmeliler ki, bu savaşı kazanma koşulları yoktur. Artık şehir, dağ ve ova hepsi direniş alanıdır.” demeci savaşın şiddetleneceğini ortaya çıkarıyor. Bu durumda devlet tarafından yüksek düzeyde şiddet devreye sokuluyor. Rojava hattında da Cerablus hamlesi ve YPG ile sıcak çatışmaya girilmesi ise bu şiddetin bir parçası. Bu tablo, coğrafik olarak savaşın yayılmasına ve çok boyutlu hal almasına neden oluyor.

*****

Kürt sorununun çözümsüzlüğü şimdilik AKP açısından kendi tabanının diri tutabilmeyi, MHP tabanını içerebilmeyi ve hatta MHP yönetimini tümüyle etki altına alabilmeyi sağlıyor.

Ancak temel problem şu ki; devlet Kürt sorununu çözemiyor. Becerisi ve kapasitesi sorunu çözmede yetersiz kalıyor.

Mevcut devletin despotik yapısı, gerçek çözüm yolu olan demokratik açılımlar yönünde yapılması gereken hamlelerin gereksindiği esnemelere kapalı. Dolayısıyla bu çözümsüzlük, yarattığı gerilimler üzerinden devletin kendisinde çatlamaya sebep oluyor.

Faşizm karşısında Kürtler

AKP-Erdoğan ülkeyi başkanlık üzerinden faşizme doğru götürme hedefinde. Faşizmin kurumsallaşma zemini ise, Kürtlerle olan savaş üzerinden oluşturuluyor.

Devletin Kürt hareketiyle yürüttüğü savaşı kazanamaması, onu öfkelendirip her alana müdahale etmeye itiyor, bütün toplumsal güçlere yönelik baskılarını arttırıyor. Bu baskılar, diğer toplumsal güçlerin de önünü açıyor. Aleviler, kadınlar ve işçiler başta olmak üzere toplumsal güçler de öfke biriktiriyor.

Devlet kriz sarmalını toplumsal güçlere baskı uygulayarak çözmeye çalıştıkça karşısında direniş odakları şekilleniyor. Diktatörlüğün inşasının durdurulma koşulu toplumsal direniş odaklarının ortaklaşmasında yatıyor.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir