Vakit çok geç! MHP dönülmez akşamının ufkunda… – Perihan Koca

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

 

Türkiye siyasetinin içine yuvarlandığı giderek derinleşen çok bileşenli krizin buhranları, siyaset arenasını baştan ayağa sarmalıyor.

Parlamenter sistem, Erdoğan öncülüğündeki Başkanlık Rejimi politikalarıyla sarsılıyor, içerden gelen taktik hamlelerle çözülüyor.  Meclis kürsüsü, sistematik bir biçimde içinden çıkılamaz kaotik bir zemine yerleşiyor,  yönetememe krizi düğümleniyor.

Türkiye parlamentosu tek adam rejimi etrafında dizilerek, hiçleşiyor. (Devrimci-demokrat kesimce zaten tartışmalı olan manasının ötesinde bir hiçleşmeden söz ediyorum.)

Sürekli güncellenen son gelişmeler ışığında, düzen içi siyasetin AKP/Erdoğan’ın arkasına yedeklenerek ilerlettiği, iflas eden ve sefillikte dibe vuran politikaları artık bir biçimde herkesin malumu.

Başkanlık tahayyülündeki Erdoğan’ın yasal sınırları aşarak, adeta bir suç şebekesi gibi işlettiği stratejik ve taktik hamleleri ile, MHP ve CHP, AKP’nin içine doğru çözüldü.  Özellikle, dokunulmazlık oylamaları ile, Erdoğan öncülüğündeki savaş koalisyonun 3’lü ittifakı tescillenmiş oldu.

CHP ve MHP’nin Erdoğan iktidarı ile olan ittifakı, Kürt sorununda siyasi çözüm olanaklarını boğma, demokratik siyaset kanallarını tıkayarak, barışa darbe vurma ve Başkanlık rejimine omuz verme manasını taşıyor. Tabir-i caizse, Erdoğan emrediyor, onlar başkanın yollarına kırmızı halı döşüyor.

MHP’nin Hali Pür Meali

Bahçeli liderliğindeki MHP, 7 Haziran ardına, AKP’nin koltuk değneği olma misyonunun ötesine geçmiş, frekans ayarlarını Erdoğan’a göre ayarlamıştı.

İktidar, MHP’nin oy kitlesine doğru operasyon çekti. 7 Haziran’da oy grafiğinde ciddi bir artış sağlayan MHP, basiretsiz politikaları sonucu, 1 Kasım darbesi ile oy tabanını AKP’ye kaptırıverdi. Tuğrul Türkeş’in AKP’ye transferi de cabası… Başka sonuç da beklenemezdi herhalde, zira liderleri öncülüğünde boyunlarını kasaba uzatır gibi Erdoğan’a uzatıverdiler.

Gel gör ki, Bahçeli öncülüğündeki bu gönüllü biatın bedelleri ağır oldu.  Öyle ki, MHP içindeki homurdanmalar, 1 Kasım seçim darbesi sonrasında, Bahçeli’nin sırtını iyiden iyiye saraya dayaması ile birlikte, eşik atladı. Liderlik tartışmalarının alevlenmesine, genel merkeze karşı muhalif seslerin daha da gürleşmesine ve parti içi geri dönüşsüz kutuplaşmalara neden oldu.

Öyle ki MHP içindeki kriz dinamikleri alabildiğine hareketlendi, parti içindeki tasfiye damarı patladı. Olağanüstü kongre tartışmaları ile MHP’deki kriz derinleşti. Ve olağanüstü kurultaycı muhalifler düğmeye bastı.

Ortak bildiri ile hareket eden MHP’nin yeni lider adayları, Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan, Ümit Özdağ öncülüğündeki delegasyonun kongre talebi ile kriz başka bir boyuta sıçradı.

MHP Parçalanmanın Eşiğinde

15-16 Mayıs’ta zuhur eden kongre olayları adına, Yargıtay’ın “Olağanüstü kurultay yapılsın” tebliği ile MHP’de iki ayrı kongre tarihi beliriverdi. Genel Merkez’in açıkladığı 10 Temmuz takvimi ile muhaliflerin 19 Haziran takvimi siyaset arenasında çarpışmaya başladı. Ki bu çarpışmada MHP tüzüğündeki 64. ve 62. madde karşı karşıya getirilerek, iki taraf da kendi meşruiyet zeminini yaratmaya çabalıyor.

MHP’de neler olacak, hangi tüzük maddesi ya da kurultay takvimi galip gelecek ya da 19 yıldır liderlik tahtını bırakmayan Bahçeli’nin koltuğuna kim oturacak/oturabilecek mi, önümüzdeki günlerde göreceğiz. Zira devrimci/demokrat halkçı güçler için önemli olan esas husus MHP’deki krizin “teknik” boyutlarından, isim, takvim ya da her halükarda milliyetçi olan o tüzük tartışmalarından çok daha ötede… Elbette Erdoğan kendi akıbeti için Bahçeli’nin devamından yana hamleler yapacak, saraya daha mesafeli duran Akşener liderliğini istemeyecektir.  Bu bir tarafa.

Bu kriz, her halükarda kim daha milliyetçi /ülkücü, kimin daha çok sermayeye, devlete hizmet edeceği sorularının cevabıyla sonuçlanacak. Zira, MHP’nin bu krizle yapısal olarak değişmeyeceği aşikar öyle değil mi?

Lider değişse bile savaş koalisyonu, katliam ve savaş konsepti ekseninde ilerlemeye devam edecek.

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir