Venezuela dönülmez ufka doğru ilerliyor – C.MALATYA

Share on Facebook13Tweet about this on Twitter

Bolivarcı Devrim’in öncü ülkesi Venezuela’da “protestolar” artarak devam ediyor. Ekonomik krize karşı başlayan protestolar, öncesindeki siyasi krizle birleşerek süreklilik kazanmış durumda. Bu sürekliliği içerideki krizler kadar (kimi yerde ondan daha çok) “dış etkenler” de sağlamakta.

Ekonomi neden krizde?

Ekonomik krizin nedenlerinin başında petrol fiyatları geliyor. Venezuela’nın gelirinin yüzde 80’ine yakınının petrol gelirlerinin olmasından dolayı petrol fiyatlarının 30 dolara kadar gerilemesi ülke ekonomisini felç etmiş durumda. Halkın temel ihtiyaçları petrolden gelen gelirle karşılanmaktaydı.

Chavez döneminde petrole olan bu bağımlılık binden fazla özel işletmenin kamulaştırılmasıyla giderilmeye çalışıldı. Fakat üretimde gerçekleştirilen bu kamulaştırma, meta dolaşımını sağlayan dağıtıcıların özel sektörde kalmasından kaynaklı tam anlamıyla başarılı olamadı. Bu dağıtıcıların metaları saklayıp stokçuluk yapması sonucunda fiyatlar arttı ve enflasyon yüzde 800’lere vardı. Hükümet ise bunu alternatif dağıtım kanalları ve asgari ücrete yüzde 60 zam yaparak aşmaya çalışıyor fakat bunlar sınırlı derecede etki sağlıyor.

Ekonomik krizin bir diğer nedeni ise dış etkenler yani ambargo. Özellikle Chavez’in son döneminden başlayarak Maduro’nun dönemi boyunca özellikle ABD menşeli saldırılarla birlikte ekonomik ambargo artmış durumda. Temel ihtiyaç maddelerinin ithalatı engelleniyor ya da işbirliği içindeki özel şirketler aracılığıyla yapılmakta. Bu da meta fiyatlarının hızlı bir şekilde artarak yüksek enflasyonun oluşmasına yol açıyor. “Muhaliflerin” Deutsche Bank’a “Maduro hükümetiyle petrol satışları karşılığında yapılan altın işlemlerini durdurma” çağrısı yapması aradaki bağlantıyı gösteriyor. Dolayısıyla “kapitalist” virüsler, Venezuela ekonomisinde ölümcül yaralara neden oluyor.

“Muhalifler” iş başında

Bununla birlikte protestolar şiddetin dozu giderek yükselmekte ve ölü sayıları da artış gösteriyor. Ölü sayılarının kaynaklara göre farklı göstermesinin yanı sıra ölüm şekilleri konusunda da farklılar göze çarpmakta.

Ana akım medya demokrasi için mücadele eden “muhaliflerin”, diktatörün milisleri tarafından öldürüldüğünü iddia ediyor. Fakat yerel kaynaklar ölenlerin bir kısmının paramiliter gruplar tarafından, bir kısmının da yağma sırasında “muhaliflerin” birbirlerini öldürmesinden dolayı olduğunu belirtiyorlar.

Nitekim Chavez döneminden itibaren başta köylü aktivistler olmak yüzlerce Chavez yanlısının paramiliterler tarafından öldürüldüğü göz önüne alındığında yerel kaynakların ana akım medyadan gerçeğe daha yakın olduğu görülüyor. Zaten “muhaliflerin” ölümlerin durması ve “diktatör”ün yıkılması için başta darbe çağrısı olmak üzere demokrasi kahramanlarına yapılan müdahale çağrısı tarihin tekerrür ettiğinin bir göstergesi.

Bolivarcı Devrim yol ayrımında

Bütün bunlarla birlikte Bolivarcı Devrim’in yol ayrımındaki yıllardır devam eden bekleyişi can alıcı noktaya gelmiş durumda. Sosyalizme geçişte gösterilen ikircikli ve ürkek tavırlar, devlet kapitalizminin ve sermayenin ekonomide egemen olmasını sağlamaya devam ediyor. Bu yüzden ekonomideki kapitalist virüslerle birlikte devlet kapitalizminin yarattığı “Boliburjuvazi” ölümcül yaralara neden oluyor. Bu nedenle Bolivarcı Devrim ekonomide ya Boliburjuvazi’nin istediği yönünde ilerleyerek çürüme ya da sosyalist deneyimleri ve komünleri yaygınlaştırarak ilerlemeye devam etme seçeneklerinden birinde karar kılmak zorunda.

Bolivarcı Devrim, Latin Amerika’daki politikaları konusunda da yol ayrımında. 2000’li yılların kıtayı saran sol dalganın askeri darbeler, dış müdahaleler sonunda geriletilmesi sonucunda Venezuela ve Küba tecrit edilmeye çalışılıyor. Amerikan Devletleri Örgütü’nden (OAS) ayrılan Venezuela’nın, son dönemde sadece varlığını devam ettiren Latin Amerika için Bolivarcı Alternatif’i (ALBA) canlandırmak ya da tecride boyun eğmek arasında tercih yapması gerekiyor

Yol ayrımındaki devrimin “önderi” Maduro ise “iç savaş istemediğini” belirterek “muhaliflere” “Yeni Anayasa ve Kurucu Meclis” çağrısı yaptı. “Muhalifler” ise bu çağrıyı daha fazla sokağa çıkma çağrısıyla karşılamış durumda. Dolayısıyla “muhalifler maçı kazanana kadar oynamaya niyetlerini belirtirken Maduro ise maçı berabere bitirmenin yollarını aramaya devam ediyor. Fakat gerek fabrikaların kamulaştırılmasına öncülük eden işçiler gerekse komünlerin kurulmasını sağlayan köylüler, yüz binler halinde sokaklara çıkarak Bolivarcı Devrim’in dinamizmini sürdürüyorlar. Dolayısıyla maçın sonucunu Venezuelalı işçiler ve köylülerin mücadelesi belirleyecek.

Share on Facebook13Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir