Ya Sahici Bir Duruş ya da Teslimiyet – Pelin Kahiloğulları

7 Haziran’dan başarıyla çıkan ve 80 vekille parlamentoya giren Halkların Demokratik Partisi, “Demokrasi ve Özgürlük” bayrağını kaldırma göreviyle yüz yüze gelmişti. 7 Haziran gecesinden başlayan başlayan bir hızla ve güçlü bir tarzla davranmalı, kendisine bağlanan umutlara cevap üretmeliydi. HDP’nin “Yıldızının Parladığı An” gelmişti!

Ancak, sonraki süreçte “zaferin” rehavetiyle hareket edilmiş, çatışma ve kriz ortamına uygun bir “asabiyet” taşınamamıştır. Ama, kriz anları boşluk tanımaz!

İlk günlerde panik haline düşen AKP, HDP’nin yarattığı boşluğu görerek yeniden toparlandı ve daha sonra adım adım işleteceği bir darbe planını devreye soktu. Seçimin kazananı olan HDP ise, AKP’nin yüksek “asabiyet” ve hızla yaptığı hamleler karşısında “seyirci” konumuna düştü ve  “belirsiz” bir barış söylemiyle sınırlı kaldı.

7 HAZİRAN’DAN 1 KASIM’A
1 Kasım seçim sonuçlarına dair yürüteceğimiz bir başarı ya da başarısızlık tartışması, süreci değerlendirmemiz açısından büyük riskler taşıyor.

İktidar, 7 Haziran sonrasında, kendisinin “zararlı” çıktığını gördüğü çözüm sürecini sonlandırarak çatışma ortamını yükseltti. Asker cenazelerinde Saray’a yönelen tepkiyi Osmanlı ocaklarını devreye sokarak faşist sokak hareketlerine evriltmeyi becerdi ve kendi kontrolünde ama “puslu” bir siyasi ortam yarattı.

Darbe sürecinin “zirvesi” olan Ankara katliamıyla, savaş Türkiye’nin batısına taşındı ve toplumun geneline korku ve kaygı havası yayıldı. HDP ise, halkı panik içine sokan bu politik atmosfere alternatif bir siyaset üretemedi.

HDP, Kürt halkına dayatılan çok yönlü savaşa karşı halkın yürüttüğü direnişin sözcüsü olamadı. Seçim siyasetine sıkışılmış, yaşanan tarihsel direniş ve özyönetim ilanları sahiplenilememiştir.

Seçim beyannamesinin ilk bölümünü oluşturan “Yerelden Demokrasi” ve “Demokratik Cumhuriyet” yönelimleri, söylemsel düzeyde dahi savunulamamış ve süreç “sınıfsal” kaygıyla hareket eden yöneticilerin insiyatifine bırakılmıştır.

Seçim gecesi Eş Genel Başkanların sonuçları kabullenen değerlendirmeleri, içine düşülen “şaşkınlığın” devam ettiğini gösteriyordu.

Seçilen bazı vekillerin faturayı PKK çizgisine çıkarmaya çalışan açıklamaları ise, halktan kopuk teslimiyetçi ruh halini ortaya koyuyor.

MÜCADELE ODAĞINI YARATABİLME
Dipten gelen özgürlükçü-halkçı dalga, iktidarın politikalarına karşı yükselmeye devam ediyor.

Seçimin ertesi günü ekmeği için direnişe geçen Şişe Cam işçileri ve Silvan’da, Cizre’de, Sur’da günlerdir katliama karşı direnen Kürt halkının odağı olacağı bir “Emek, Özgürlük ve Demokrasi” zemininin oluşturulması gerekiyor.

HDP özeleştirisini parlamento odaklı siyasetten kopuşarak ve halkın içinde konumlanarak vermelidir. Kaç vekilin meclise girdiği tartışmasından öte, sayısı ne olursa olsun önemli olan meclisteki vekillerin güçlü bir muhalefet oluşturup oluşturamamasıdır.

Türkiye’nin tarihsel kırılmalarından biri olan Haziran İsyanı da, AKP’nin şimdiki gibi tek başına iktidar olduğu dönemde gerçekleşmişti.

Gidilecek yol bellidir ve HDP’nin önündeki seçenekler, yaşayacağı bütün iç gerilimlere rağmen bu yolda yürüme cesaretini gösterip gösteremeyeceğine göre netleşecek.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir