Yeni Politik Dönem ve HDP – Dr. Mustafa PEKÖZ

Devlet, HDP’ye yönelik çok yönlü bir politika izliyor. Hem çok yönlü saldırarak etki gücünü kırmayı, özellikle Kürt toplumu ile olan bağlarını sınırlamayı hedefliyor, hem de zayıf ve politik etki alanı sınırlanmış edilgin bir HDP’nin parlamentoda olmasında sakınca görmüyor.

Bu nedenle; HDP’ye yönelik saldırı stratejisi tek taraflı olmayan çok yönlü bir ilişki ağını içeriyor. Bir yandan devletin MHP merkezli gücünü oluşturan taraf, HDP’yi tasfiye etmekte ısrar ederken; devletin bir başka kliği de önümüzdeki süreçte zayıf bir HDP’nin parlamentoda olmasının gerekli olduğunu düşünüyor.

Erdoğan’ın HDP’yi baraj altında bırakın değerlendirmesinin basına sızdırılmasının bilinçli bir tercih olduğu açıktır. Bunu sızdıran güç HDP’nin doğal tabanı olan Kürtlerin HDP’ye yönelmesini sağladı. Aynı şekilde MHP’nin de barajı aşması sağlanarak bir denge oluşturdu. Parlamentoda olan HDP’ye karşılık MHP’nin iktidar ortağı haline getirilmesi, Erdoğan’ın denetlenmesi planıdır.

HDP için seçim sonuçları

Devlet içerisindeki farklı kliklerin yönelimleri ne olursa olsun; özellikle Kürt seçmenin yoğunluklu olduğu yerlerde devletin silahlı güçlerinin bütün baskılarına ve engellemelerine rağmen HDP’nin barajı aşarak parlamentonun üçüncü partisi konumuna gelmiş olması oldukça önemlidir. Erdoğan,  HDP’nin olmadığı bir parlamentoda mutlak hâkimiyet sağlamak istedi ancak HDP’nin parlamento dışında kalması için belirlediği strateji başarılı olamadı. Erdoğan cumhurbaşkanı olmasına rağmen AKP parlamentoda salt çoğunluğu kaybetti. HDP’nin üçüncü büyük parti olması bütünüyle, Kürt seçmen kitlesinin ağırlıkta olduğu muhalefet güçlerinin göstermiş olduğu  güçlü bir iradedir.

Parlamentoya girmek bir başarıdır ve bu başarıya sahip çıkılmalıdır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. HDP’nin sosyolojik tabanının ve potansiyelinin, bu seçimde alınan % 11,7’nin çok üstünde olduğu biliniyor. Mevcut veriler doğru analiz edildiğinde HDP’nin doğal kitlesinden güçlü bir destek almadığı görülüyor. Bu nedenle HDP’nin başarısı önemsenmelidir fakat aynı zamanda ciddi sorunların var olduğu gerçeğini dikkate alarak geleceğe yönelik bir değerlendirme yapılmalıdır.

Henüz erken olmasına rağmen önümüzdeki sürecin ihtiyaçları dikkate alınarak çok yönlü bir analize ihtiyaç var. Bu sorumluluk HDP yönetimindedir. Bunu yaparlar mı? Bilemiyorum. Ancak geçmişte yapılan uyarıları ve eleştirileri dikkate almadıklarına göre yüzde 10 barajının aşılarak parlamentoya girilmesi, bütün sorunların üstünü örten bir zafiyetin önünü açacak gibi görünüyor. Böylesi bir yönelim ve tercih önemli yanlış sonuçlara yol açar.

Tabanda yaşanan kopma eğilimi

HDP, kendi toplumsal tabanının gücünü bütünüyle arkasına almadı. HDP, Kürt illerinde oy kaybetti, batı illerinde nispeten oy arttırdı. Ortaya çıkan sonuçlar dikkate alındığında kendi sosyolojik tabanıyla bir kopma eğilimi yaşıyor. Bunun bir çok etkisi var. Öncelikli olarak HDP yönetiminin belirlediği politikalardan aday profiline kadar birçok olumsuz faktörü arka arkaya sıralamak mümkün.

Dikkat çekmemiz gereken önemli noktalardan biri,  HDP’nin dayandığı politik gücün önemli bir özelliği; kendi toplumsal dinamikleriyle sürekli iç içe olması ve onların ruhsal durumunu analiz ederek iç bütünlüğü süreklileştirmesidir. Ancak yeni dönemde bu noktada ciddi bir gerilemenin oluştuğu, kitlesel çalışma alanının ciddi oranda zayıfladığı görülüyor. HDP yönetimi ile üzerinde yükseldiği sosyolojik taban arasında birbirine yabancılaşma tehlikesinin oluşması ciddi sonuçlar doğurur. Bu durumun yaratacağı sonuçlar tahminimizden daha sarsıcı olabilir.

HDP için önemli bir açmaz olan ‘Bileşenler Hukuku’ gibi bütünüyle bürokratik, elitsel ve alt dinamiklerin gelişmesini engelleyen örgütlenme tarzına son verilmesi kaçınılmazdır.  Bileşenler ve diğer ittifak güçlerinin HDP içindeki politik etki gücüyle toplumsal gerçeklikleri arasında önemli bir çelişki bulunuyor. Pratik politikada birkaç grubun nispeten bir hareketliliğinden bahsedebiliriz ama ezici bir çoğunluğun toplumsal etki alanları yok gibidir.

Bu reel durum bir küçümseme olarak ele alınmamalı tersine mevcut gerçekliği doğru tespit ederek kendilerine yön vermelerini sağlamalıdır. Bu nedenle bileşenler ve ittifak güçlerinin HDP’deki temsili oranlarıyla toplumsal etki alanları arasında önemli bir çelişki bulunuyor. Bu durum özellikle HDP’nin seçmen kitlesinin % 95’ini oluşturan kitle üzerinde olumsuz bir etki yarattığı çok açıktır. İstanbul bunun somut bir örneğidir. HDP’nin sosyal tabanına hitap eden bir aday gösterilmedi.

Oy dağılımı

Bir başka önemli nokta da HDP’nin barajı aşmasında özellikle CHP’li tabanın verdiği oyların çok önemli bir etkisi var. Örneğin İstanbul’da HDP’nin, Kürt seçmen kitlesinin yoğun olduğu ve geçmişte daha yüksek oy aldığı ilçelerdeki oylarında bir düşüş yaşanırken, tersine Kadıköy, Bakırköy, Şişli, Sarıyer ve Beşiktaş gibi CHP’nin çok yüksek oy aldığı ilçelerdeki oylarında belirgin bir artış yaşandı.  Dolayısıyla CHP tabanının HDP’nin barajı aşması için vermiş olduğu oyların yok hükmünde sayılması ve bunların HDP tabanı olduğunun söylenmesi, yarın tersten sonuçlara yol açabilir.

Kürt seçmenin yoğun olduğu illerde ve oy merkezi denilebilecek bölgede HDP’nin oylarında belirli bir gerileme yaşandı. Bunu etkileyen önemli faktörlerden biri devletin silahlı güçlerinin bölgede yarattığı tehdit gibi faktörlerin seçmen kitlesini olumsuz yönde etkilemesi oldu. Özellikle Kürt seçmenin yoğun olduğu illerde AKP ve MHP lehine toplu oy kullanıldığı basına yansıdı. Bu nedenle HDP’nin bölgedeki oylarında nispi bir düşme olmasında devletin bölgede izlediği politikanın doğrudan etkisi var. Ancak sadece bu noktayı ön plana çıkartarak yapılacak bir değerlendirme yanlış olur. Seçmenin HDP yönetimine karşı belirli bir güvensizliği olduğu görülüyor.

Yeni süreç, yeni konumlanmalar

HDP Yönetimi, Kürt seçmenin sosyolojik durumunu analiz etmekte yetersiz kalıyor. Bu nedenle hem onları ikna ederek parti çalışmasının etki alanına çekemiyor hem de gösterdiği adaylarla onlara yabancılaşıyor. Örneğin batının metropol kentlerinde Kürt seçmen kitlesinin bir kısmı parlamentoda HDP’ye, Cumhurbaşkanlığında Erdoğan’a oy verdi. Bu çelişkili bir durum gibi görünse de etnik kimliğiyle dinsel kimliğinin ortak paydasını oluşturmak istediği anlaşılıyor. Bu reel durumu görmeyen, buna uygun politika oluşturamayan bir parti, yarın çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.

Bütün zorluklara rağmen yeni bir politik süreç başladı. Devletin örgütsel yapısı yeniden şekillendiriliyor. Politik dengelerin çok yönlü değişeceği bir döneme giriliyor. Bugün için AKP-MHP ittifakına dayanan bir süreç yaşanıyor ve bu durum bir süre daha devam edebilir. Ancak, bu ittifakın önümüzdeki aylarda ciddi sorunlar yaşayacağı ve güç ilişkilerinin ve ittifakların değişmesinin gündeme gelebileceği görülüyor. Bu sürecin doğru okunması ve buna uygun politik stratejilerin belirlenmesi önemlidir. İttifaklar ve güç ilişkileri yeniden tanımlanacaktır. Mart 2019’daki yerel seçim bir bakıma yeni bir başlangıç olacaktır. Önümüzdeki süreçte politik koşullar yeni ittifak ilişkilerini çok daha zorunlu hale getirecektir.

Süreci doğru okuyarak, yeni hamleler yapmak ve bu hamleleri toplumun alt katmanlarıyla bulaştırmak özellikle HDP’nin önemli görevlerinden biridir.

mustafapekoz65@gmail.com

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir