Yunanistan’daki Yeni Süreç – Alp Kayserilioğlu

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yunanistan’da olaylar hızla ilerliyor ve artık ülkenin yeni bir sürece girdiğini saptayabiliriz. Bu, güç dengelerini değiştirip yeni bir tabloya yol açacak bir geçiş süreci. Son aylarda bilinen ezberler bozuluyor, güçlü olan partiler ortadan kaybolmaya başlıyor, yok olmuş olan partiler ve akımlar yine siyasal arenanın ön planına çıkıyor.

Halk güçleri ve özellikle emekçiler açısından çok önemli bir ara dönem bu: 5 Temmuz’daki muazzam halk dinamikleri kaybolup sisteme boyun eğecek ve halkın meşru tepkileri sağcıların yükselişine entegre mi edilecek ? Ya da, bu halkçı dinamikler bir biçimde korunup şu anki geçiş döneminden sonra yeni bir devrimci seferberlik için kullanılabilecek mi? Olay budur, şu an bunun mücadelesi veriliyor.

Hatırlatalım, Haziran sonunda Çipras, Troyka’nın “Artık, son” diyerek sunduğu kredi anlaşmasını halk oyuna sunacağını duyurdu. Referandumun yapılacağı 5 Temmuz’a kadar, Yunan halkı bütün tehditler ve baskılara rağmen yüz binler halinde sokakları doldurdu ve “HAYIR” yönünde eylemler düzenledi. Ve, 5 Temmuz’da %62 gibi yüksek bir oranla kredi paketini reddetti.  Yunan halkı, aşağılanmak, sömürülmek ve tehdit edilmeye karşı, kendisinin varlığını ve iradesini ortaya koymuştu.

İşte, tam da o an Yunanistan’da yaşanan krizin devrimci bir yoldan çözülebilmesinin somut imkanı oluşmuştu. %62’ye dayanarak Avrupa Merkez Bankası (AMB), İMF ve AB Komisyonu’ndan oluşan ve Yunan ve Avrupa emperyalist merkezlerin tekelci sermayesinin çıkarlarını temsil eden yapıya/Troyka’ya karşı mücadele yükseltilebilir, “iflas” ya da “Avro’dan atılmak” göze alınabilirdi.

Çipras ise, referandumdan 1 gün sonra herkesi şaşırtan bir ters takla attı ve Troyka’ya, onun koşullarını kabul edeceğini, hatta yeni bir orta vadeli kredi, tasarruf ve denetim paketini (Memorandum) de kabul edebileceğine dair sinyaller verdi. Bu şok hamle, açık bir ihanetti.

SYRIZA’nın bu kararına karşı parti içi muhalefet de hızla gelişti ve sonunda Çipras’ı istifa ederek erken seçimlere gitmeye zorladı.

Temmuz’dan sonra: Yükselen muhalefet

SYRIZA’ya karşı muhalefet, ilk önce 11 Temmuz’daki parlamento oylamasında dışa vurdu: SYRIZA’nın 7 parlamenteri oylamaya katılmadı, 2’si hayır oyu kullandı ve 8’i de oy kullanmadı.[1]

Çipras, 11 Temmuz oylamasıyla, muazzam kesintiler ve bir Troyka sömürgesi inşa edecek zeminde alacaklılarla müzakere etme yetkisini aldı. Ama, kendi partisi içinden ağır darbe aldı, artık parlamentoda kendi gücüyle oylamaları kazanamayacaktı. Çipras, o günden beri, eski sistem partilerinin (PASOK, ND, vs.) desteğiyle ayakta kalabildi. Parti içi muhalefet ise, süreç içinde güçlenerek partinin bütün yapısına yayıldı.

Mesela, 15 Temmuz’da, Merkez Komite’nin 201 üyesinden 109’u, Troyka ile 12-13 Temmuz’da varılan anlaşmayı red etti ve MK’nın derhal toplanmasını talep eden bir açıklama yayınladı. SYRIZA’nın birçok yerel örgütlerinden de anlaşmayı geri çekme talebi yükseldi.[2]

Troyka Yunanistan’a artık her şeyi dayatabiliyordu: 12-13 Temmuz anlaşmasıyla, SYRIZA’nın sırtının duvara nasıl değdiğini ve Troyka’nın dediği her şeyi yapmak zorunda olduğunu herkes gördü.

5 Temmuz referandumundan çıkan muazzam HAYIR oyunun arkasındaki güçlü halkçı dinamiği harekete geçirmeyen/geçiremeyen SYRIZA; 12-13 Temmuz gecesinde, muazzam tasarruflar, özelleştirmeler ve sömürgeci talan politikalarına onay vermek zorunda kaldı.

Bu muazzam yenilgi, Troyka tarafından, çok ciddi biçimde sıkışan Yunan devletinin sadece kısa vadeli borç gereksinimlerini giderdi (7,16 milyar € ve bu paraların çoğu direkt Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve IMF’ye aktarıldı zaten[3]). Asıl ama, orta ve uzun vadeli bir üçüncü yardım paketi/Memorandum’un koşullarının tartışılması için ön koşul olarak dayatılmıştı.

Bu anlaşmaya göre, 15 Temmuz’da parlamentoda KDV oranlarının %10’a kadar varan oranlarda yükseltilmesine karar verilmişti. Ayrıca, emeklilik yaşının 67’ye çıkarılmasına ve bazı başka önlemlere karar verildi. Bu oylamada da, SYRIZA’nın 38 parlamenteri aykırı oy kullandı. Aynı gün, Maliye Bakanlığı başdanışmanı Nadja Valavani “Alexis, ben artık bu yoldan devam edemem” diyerek istifa etti.[4]

SYRIZA liderliğinin izlediği taktik ise, bir klasik burjuva partisi gibi örgütlendiği ve liderliğin elinde bütün iktidar toplandığı için, basitçe MK’yı toplamamak, yerel örgütleri görmezden gelmek ve ona karşı duran bütün bakanları ve danışmanları 17 ve 18 Temmuz’da görevden almak oldu. Toplam 10 yeni bakan ve danışman görevlendirildi bu süreçte.[5]

Bu hamleler, özellikle parti içindeki Sol Platform’a karşı yapılmıştı. Sol Platform’un lideri Lafazanis, bakanlığını kaybetmişti ve anlaşmaya karşı olduğunu, ama hükümete karşı olmadığını açıklamıştı.

Muhalefet artık o kadar büyümüştü ki, Çipras ekibi 22-23 Temmuz’da yeni bir yardım paketi için parlamentodan geçmesi gereken reform paketinden, köylüler için mazot desteğinin ve erken emekliliğin kesilmesi maddelerini çıkarmak zorunda kaldı. O haliyle parlamentodan geçemez diye düşünmüş olmalılar.

Parlamentodan oylama ile geçirtilen ise, “Bankalar Birliği” (detayına fazla değinmeden açıklarsak, bankaların biriktirdikleri çürük kredilerinin tüketiciler ve işletmelerin üstüne yıkılmasının önünü açan bir yasa) ve Varufakis’in yorumuyla “evlere daha kolay el koymak için” tasarlanan 1000 sayfa civarında bir sivil yasa reformu oldu.[6]

Sokaktaki muhalefet de yükseliyordu: 4 ve 5 Ağustos’ta doktorlar, demir yolları çalışanları ve hava trafik kontrolörleri kemer sıkma politikalarına, özelleştirmelere ve ödenmeyen ücretlere karşı greve gittiler.[7]

Yükselen gerilimi patlatan, Ağustos’taki 3. Memorandum anlaşması oldu.

20 Ağustos’ta ise, Yunan hükümetinin AMB’ye yine 3,2 milyar avroluk bir borç ödemesi vardı. O ödemenin parasının bulunabilmesi için o güne kadar 3. Memorandum’un gerektiğini herkes biliyordu. 22-23 Temmuz’daki parlamento oylamasından sonra ise Troyka, yeni bir Memorandum’un tartışılmasının artık mümkün olduğunu vurgulamıştı. Zaten 12-13 Temmuz anlaşması yeni Memorandum’un içeriğini önceden az çok belirlemişti.

Ve nihayet, 4 Ağustos’ta[8] Tsakalatos ve Stathakis Troyka ile buluştuğunda, yeni bir Memorandum için “grev hakkının kısıtlanması” ve “işçilerin haklarının daha da kesilmesinin” mecbur olduğunun belirtilmiş olması kimseyi şaşırtmamış olmalıdır. İşlerin oraya gideceği epey zamandır belli olmuştu.

11 Ağustos’ta varılan mutabakat[9] aslında, bir kaç detay eklenerek, 1-2 hafta içinde Yunan ve bir dizi başka Avrupa ülkesi parlamentosu tarafından onaylanan yeni ve üçüncü Memorandum oldu.[10]

İçeriğin çoğuna, zaten 12-13 Temmuz anlaşmasında karar verilmişti.

Burada en sert ve temel noktaları bir kere daha vurgulayıayım: tarımcılara destek bitirilecek, emeklilik sisteminde muazzam kesintiler uygulanacak (toplamda, yıllık önce %0,25, sonra %1/GSYİH oranında tasarruf olacak), sosyal yardım sisteminde yıllık %0,5/GSYİH oranında tasarruf, yani kesintiler elde yapılacak, büyük çapta özelleştirmeler Troyka’nın kontrolü altında olan bir özelleştirme kurumu tarafından yürütülecek ve paraların çoğu alacaklılara aktarılacak.

Bitmedi, ekonomi daha da “liberalleştirilerek” küresel tekellere açılacak, bütün önemli iktisadi ve siyasi kararlarda önce Troyka’ya danışılacak ve Troyka her 3 ayda bir Memorandum doğru düzgün uygulandı mı diye kontrol edip paraları Yunanistan’a ona göre verecek. Yetmemiş gibi, Yunanistan yılda bir kez yıllık mali planını kontrol edilmesi için AB Komisyonuna sunacak.

14 Ağustos sabahında Atina’da yeni Memorandum Yunan parlamentosu tarafından kabul edilirken, SYRIZA içinden şimdi de 43 parlamenter hükümete aykırı oy kullanmıştı. Gerilim patlamak üzereydi ve açık seçik güvenoyu, olağanüstü parti kongresi ve erken seçim gibi opsiyonlar tartışılıyordu.[11]

SYRIZA ölürken Yunan halkı için umut var mı?

SYRIZA içi muhalefet, yeni Memorandum’un da kabullenilmesiyle, artık hükümete karşı oy kullanacağını duyurdu. Hemen sonra, 20 Ağustos’ta Çipras istifa etti[12] ve kendi konumunu güçlendirip parti içi muhalefeti tasfiye etmek için yeni seçim çağrısı yaptı. Bir gün sonra, 21 Ağustos’ta, sol muhalefet kendi hamlesini yaptı ve 25 milletvekiliyle partiden istifa ederek yeni bir parti kurdu: Laiki Enotita (LAE)[13] veya Türkçesi: Halk Birliği.

LAE’nin programı, zamanında SYRIZA’daki sol eğilimlerin ve SYRİZA programının sol içeriğinin santrist ve sağcı eğilimlerden arıtılmış versiyonu. Özetini vereyim[14]:

İlk olarak, LAE, kendisini 5 Temmuz’daki HAYIR oyunun devamı ve Memorandumlara karşı kitlesel halk hareketin bir parçası olarak görüyor ve SYRIZA’nın 5 Temmuz’dan birkaç gün sonra HAYIR oyunu EVET’e çevirmesine karşı konumlandırıyor. SYRIZA ise, artık neoliberal kampın bir bileşeni olarak tanımlanıyor.

İkincisi, Memorandumlara karşı bir cephe örgütlemek ve sosyal hareketlerle ve kitlesel siyasi eylemlerle Memorandumları yıkan radikal bir alternatifin inşa edilmesi en acil siyasi görev olarak saptanıyor. İktidara geldiğinde uygulayacağı acil tedbirler arasında, Memorandumları silmek, borçların ödenmesini durdurup silinmesine doğru çabalamak, Almanya’dan Nazilerin döneminde yapılan katliamlar ve çalıntıların “tazminatını” istemek, işçi ve sosyal hakları güçlendirmek ve bankaları kamulaştırmak yer alıyor.

Acil tedbirlere bağlı olarak, LAE programında, derhal bir dizi reformların uygulanması gerektiği savunuluyor: Taşeron sisteminin ortadan kaldırılması, özelleştirmelerin durdurulması ve özelleştirilmiş olan işletmelerin yeniden kamulaştırılması, stratejik önem taşıyan işletmelerin işçi denetimi altına alınması, sağlık sisteminin yeniden çalışır hale getirilmesi ve ekonominin ithal bağımlılığından koparılması ve üretime odaklanması, merkezi ve yerel planlama sisteminin hayata geçirilmesi..vd., amaçlanan radikal reformlardan bir kaç tanesi.

Yanı sıra, özellikle Avro bölgesinden çıkışın şart olduğu vurgulanıyor. AB konusunda ise, hakim olan neoliberal politikalardan ayrılmak isteniyor, o olmazsa AB’den çıkışın referanduma sunulacağı planlanıyor.

Bunlar dışında, NATO’nun emperyalist savaşlarına karşıt olunacağı, İsrail ile işbirliğinin bitirileceği, Türkiye ile barışçıl temelde ve bağımsız bir Kıbrıs için müzakereler yürütüleceği vurgulanıyor. Genel olarak dış politikada, çok yönlü politikalar izleneceğini ve özellikle BRICS ülkeleri ve Güney Amerika ile bağlantıların derinleştirileceği vurgulanıyor.

Eskiden SYRIZA’nın sol kanadı, şimdi ise LAE’nin ana teorisyenlerinden Poulantzas’cı Stathis Kouvelakis, LAE programını, zamanında SYRIZA’nın programı gibi, kitlesel seferberliği mümkün kılarak, emekçilerin her anlamda konumunu güçlendiren ve bunun üzerinden sosyalizme geçişin alt yapısını yaratan radikal bir geçiş programı olarak tanımlıyor.

Çipras’ın erken seçim anonsu, SYRIZA’nın bölünmesi ve LAE’nın kuruluşu, öncesinde toplanan gerilimi patlattı ve SYRIZA hızla sona doğru sürüklenmeye başladı. SYRIZA’nın MK’sının yarısından fazlası, yani 100 civarında üye, partiden ayrıldı[15]ve çoğunluğu (53’ü[16]) LAE’ye katıldı. Binlerce parti üyesi de SYRIZA’dan ayrıldı, bir çok yerel kurum ve şube kapandı.[17]

Önceki yazımda vurguladığım gibi, SYRIZA’nın ihaneti ve yenilgisi, oldukça tehlikeli sonuçlar da yarattı: 18-24 yaşlar arasında en popüler parti birden Naziler oldu[18]. İspanya’da ise, Podemos kamuoyu yoklamalarında aniden düşüşe geçti[19] ve lideri İglesias “Yunanlılar her şeyi denedi, biz maalesef çok daha fazlasını yapamayacağız“[20]dedi.

Çipras’ın popülaritesi kamuoyu yoklamalarına göre hızla düştü ve ana muhalefet partisi sağcı Nea Demokratia (ND) hızla yükselerek seçimlerde kazanabilecek hale geldi.[21] Çipras’ı destekleyen ve “53’ler” olarak adlandırılan SYRIZA içi 53 kişilik ekip bile, 29-30 Ağustos’daki parti mitinginde, yeni Memorandum anlaşmasını sertçe eleştiren bir metin yayınladı.[22]

SYRIZA ama asıl son darbesini, Eylül başında yedi: SYRIZA gençliğinin MK toplantısında büyük çoğunluk, partiyi “iflas” etmekle suçlayarak toplantıyı ve gençlik örgütünü terk etti. 71 MK üyesinden sadece 27 tanesi kalınca, SYRIZA’nın gençlik örgütü feshedildi. Ayrılanların çoğunluğu yine LAE’ye geçti.[23]

Bu son hamleyle SYRIZA’nın damarı kesilmiş oldu; gençliğini kaybeden solcu bir parti, kendi özünü kaybetmiştir.

Geçiş dönemindeki perspektifler

SYRIZA’nın bölünüp sönümlenmesinde şaşıracak veya paniklenecek hiç bir şey yok. Yunanistan’ı daha derin analiz eden kişiler, uzun zamandır, eğer boyun eğmeye devam edip Yunan halkını yalnız bırakırsa, SYRIZA’nın kaçınılmaz sonunun geleceğini ve gelmesinin de iyi olacağını vurgulamıştı.

Neden? Çünkü, sol bir partinin sermaye partileriyle aynı emekçi düşmanı politikaları fantastik ve parlak sözlerle uygulamasının, halkta muazzam bir yenilgi ve hayal kırıklığı yaratıp hareketsizliği/pasifizmi besleyeceği ve hatta soldan nefret ederek sağa giderek de faşistlere yönelebileceği ön görülüyordu.

Solun “SYRIZA dışında ve üstelik SYRIZA’ya karşı” acil hamleler yapması gerektiği ve yenilginin ancak böyle bir yönelimle yıkıcı bir yenilgiye dönüşmeyebileceği saptanıyordu. 5 Temmuz’daki kitlesel dinamiğin henüz sönümlenmemiş potansiyellerini kurtarmak ve Memorandum politikalarına karşı soldan bir hareketlilik, ancak böyle bir tutumla yaratılabilirdi.

Derin analizden çok yüzeyde takılıp kalan ve halkın hareketliliğini esas alan siyasete uzak duran düşünür ve akımlar ise, son gelişmelerle açıkça ortaya çıkan ahmaklıklarını kabullenmemekte direniyorlardı.

Evet, Çipras kamuoyu yoklamalarında sertçe düşer ve merkez sağcı eski sistem partisi Nea Demokratia (ND) SYRIZA ile başa baş giderken, SYRIZA gençliği kendini feshedip çoğu LAE’ye katılırken, genel olarak Yunanistan gençliğinde en popüler parti olarak Naziler yükselirken, binlerce SYRIZA üyesi partiyi terk eder ve parti MK’sının çoğunluğu istifa edip çoğu LAE’ye katılırken bile, bu ahmaklar kendi yenilgili ve teslim olmuş gevelemelerini sürdürüyorlardı.

Onlar, daha hala ve ısrarla, sözde “Avrupa’nın ilk solcu hükümeti” söylemiyle, SYRIZA’nın muazzam halk düşmanı dönüşümünü “kötü oldu, ama maalesef zorunluydu” ve “güç dengeleri başka bir şeye maalesef izin vermedi” gibi düşüncelerle kendilerini savunup, “yenilgiyi rasyonelleştirmeye” devam ediyorlar. Bu ekibin arasında ünlü Amerikan akademisyenleri Leo Panitch ve Sam Gindin[24] ve Almanya Sol Partisi (DİE LİNKE) Eş Başkanı Katja Kipping de[25] var.

Hayal dünyalarına doğru yol alanlar arasında mesela Çipras’ın ta kendisi[26] ve yeni Emek Bakanı Georges Katrougalos da[27] var: Çipras, müzakerelerin bitmesi ve dışarıdan baskının ortadan kalkmasıyla artık nihayet – kaçıncı nihayet bu! – kendi programlarını uygulayacağını vurguluyor, Katrougalos ise “Memorandum metni yorumlamaya açık bir metin, biz bazı önemli yerleri Troyka’dan farklı yorumlayarak neoliberal olmayan politikaları uygularız” gibi bir mantık izliyor.

Bu argümanlara karşı aylar boyunca o kadar fazla karşı argüman sunuldu ki, burada onları bir kere daha tekrarlamadan şunu vurgulamak istiyorum: SYRIZA iktidara geldiğinden beri bu tarz hayalleri Çipras ve Katrougalos’dan çok daha becerikli adamlar, mesela Varufakis ve Galbraith, kurmuştu ve ama bir santimetre bile ilerleyemeyerek duvara toslamışlardı.

Çünkü, bu hayallerin özünde, politikayı “antagonist çıkarların mücadele/savaş alanı” olarak değil, “centilmenler arası bir spor” olarak algılayan bir kavrayış var. Her günü önemli olan 6 ay boyunca bu hayalin peşinden koşan “en iyi adamlar” düşman tarafından ezilip açıkça dizleri üzerine çöktürüldükten sonra, daha hala bu hayallerin peşinden koşanlara ise, artık diyecek hiç bir şey kalmadı.

Hayal dünyasına dalanlarından başka bir kesimse, olaya çok “felsefi-teorik” yaklaşıp, çok “derin ve çetrefilli” kavramsal düşüncelerle, ilginç ve benim “nihilist-“rölativist” olarak adlandırdığım sonuçlara varıyorlar. Bu tayfa, Fransız filosofu Etienne Balibar etrafında toplanıyor.[28]

Meğersem biz çok büyük yanılgılara kapılıyormuşuz, aslında ama öyle pek yenilgi falan yokmuş. Egemenler arasında çok derin çatlaklar mümkünmüş, artık belki herkes Almanya’ya karşı tavır alabilirmiş, Almanya’nın egemenlik girişiminde ve Troyka’nın bileşenleri arasında da çatlaklar oluşabilirmiş, hatta oluşmuş bile, işte IMF artık şikayet ediyormuş.. vs. Bunları böyle görmeyenler ve neoliberalizmin bir birlik ve bütünsellik olduğunu savunanlar ise, “metafizik” yapıyorlarmış.

Eh! Bu, somut gerçeği ve güç dengelerini tanımayan ve gayet metafizik bir şekilde çok genel ve her koşula çok soyut bir şekilde bir biçimde ayak uydurabilen düşüncelere göre, elbette en derin ve en sert faşizmde bile “ama faşist iktidarın içinde de çatlaklar hala mümkündür” denilebilir. Açıkçası, bu soyutluğu ile yanlış da olmaz; hakikaten her zaman, her yerde, her koşulda bir veya öbür şekilde bir iktidarın içinde çatlaklar oluşabilir.

Ama maalesef o hafifçe “bir veya öbür şekil” derken, birbirinden dünyalar kadar ayrı ve mümkün olan bin bir farklı yolların üstünden rahatça atlanıveriyor ve her mümkün olan yol hakkında, somut güç dengelerinden bağımsız ve aslında nihilist ve rölativist bir soyutlamaya girişiliyor. Zaten her an bir veya öbür şekilde çatlak mümkünse ve bunu vurgulamak yeterse; öyleyse, somut yenilgilerin ve kötüleşen güç dengelerinin ne önemi var ki?

Geçiş döneminin görevleri

Yenilgiyi rasyonelleştirmeye çalışanlara ve gerçeklik tarafından netçe aşılan tavırlara karşı, özellikle gençliğinin dağılmasıyla SYRIZA’nın artık öldüğünü netçe görmek gerekiyor. Şimdi, 5 Temmuz referandumunda ortaya çıkan halkın devrimci potansiyelini kaybetmemek ve “Memorandumlara karşı kitlesel seferberliği” devrimci bir zeminde örgütleyebilmek için mücadele zamanıdır.

Evet, LAE’nin bu konuda bazı problemleri var: SYRIZA’dan gelen ve şu an LAE’nin ana bileşeni olan Sol Platform, SYRIZA hükümeti döneminde iyi bir performans sergileyememiş ve sadece parti içi hegemonya mücadelesi vererek, sokaktaki halk dinamikleriyle ilişkilenmekte zayıf kalmıştı. Ana teorisyenleri Kouvelakis’in siyasetten bahsederken çoğu zaman bunu burjuva-parlamenter siyaset arenasına indirgediğini görebiliriz. Ayrıca, son ana kadar “parti birliği adına” Çipras’a muhalefeti çok düşük seviyede tutmuştu Sol Platform. Mesela Kouvelakis’in yazdıklarına bakarsak, daha referanduma kadar hala “Çipras’da aslında bizden, onu da aslında sola çekebiliriz” umudunu taşıdığını görebiliriz.

Demek istediğim, bir “legalist inanç” eğilimi, yani, parlamenter sistemin önemini abartma eğilimi var. Ayrıca, Avro konusunu AB’den kopartırken eski SYRIZA’nın bazı yanılsamalarını sürdürme eğilimi mevcut.

Çünkü, Yunanistan’ın sıkıntılarında önemli bir etken, AB’nin yapısına işlemiş olan neoliberalizm, mesela metaların ve sermayenin özgür rekabet zeminindeki özgür hareketliliği. Sermayenin emekçiler için dehşet verici böylesi özgürlüklerine karşı net politikalar yürütülmediği sürece, Yunanistan’da halk için devrimci bir perspektif ve pratiği inşa etmek mümkün değil. AB’nin bu yapısına aykırı hamleler yapıldığı anda ise, çok sert tepkilerin geleceği kesin ve bunu da önceden açık seçik görüp, göze almak lazım. O konuda, hiçbir yanılsama olmamalı.

Sanıyorum ki, bu sıkıntılar yüzünden, Antarsya’nın çoğunluğu LAE ile birlikte seçim kampanyasına girmeyi reddetti ve bağımsız bir seçim kampanyası yapıyor. Bunda bir yanlış yok. Ayrıca, zaten Antarsya’nın bir dizi bileşeni LAE ile de beraber çalışıyor. Daha militan-devrimci bir perspektifte konumlanıp, henüz yeni oluşan LAE fazla burjuva parlamentarist geliyorsa, ondan ayrı kalınabilinir.

Önemli olan ise, Memorandumlara karşı yürüyüşlerde ve mücadelelerde ortak bir cephe tarzında hareket edebilmek. Bu mücadeledeki cephe tecrübeleri ve benim “geçiş dönemi” olarak tanımladığım seçime kadar süreçte ve seçimlerden sonra da gelişmelere göre bu cephe/birlik daha iç içe girebilir veya daha da mesafeli olabilir. O gelişme, önümüzdeki mücadele günlerinde LAE ve Antarsya’nın kendi önlerine koydukları pratikleri nasıl ve ne kadar hayata geçirebileceklerine bağlı.

KKE ( Yunanistan Komünist Partisi) ise, iyi bildiği steril ve güvenceli hattan ilerlemeyi tercih ediyor; ancak, hem “geçiş döneminde” hem de seçimlerden sonraki süreçte, siyasal arenada önemsiz kalmaya devam edecektir. SYRIZA’nın ihaneti her ne kadar onu tümüyle önemsizleşmekten kurtarmış olsa bile, güçlenemeyecektir.

Keyifle arkalarına yaslanıp hepimize üstten bakıyorlar ve “bakın biz size hep dedik, bu reformistler böyledir, bakın ama biz ne kadar devrimciyiz!”. Eh, ne diyelim, kasılmaya devam etmeseler iyi olur. Sadece sözlerle var olan, gerçek yaşamın risklerinden ve gerilimlerinden kaçan ve hayal dünyasında kalan soyut bir “sosyalist devrim” propagandası ve sekter güncel politik tavırlarıyla pek fazla yol alamayacakları çok belli.

KKE, LAE’yi “SYRIZA’yı yeniden inşa edip Yunanistan’ı kapitalist zeminde ve AB’nin içinde geliştirmek istiyor” diye eleştiriyor[29]. Parti genel sekreteri Koutsoumbas ise, Yunanistan’ın problemlerinin çözümünü “sosyalizme dolayımsız geçişle” çözüleceğini vurguluyor.[30]

Açıklamalarında durmadan “tek yol KKE”[31] diyen veya herkesi “KKE ile birleşmeye”[32] davet eden KKE,  güncel pratik de bildiğimiz gibi sekter kalıyor. Kendi dar çapını aşan ve kendisinin tümüyle kontrol edemeyeceği kitlesel eylemlere katılmıyor ve kendisini kendi düzenlediği mitinglerle sınırlıyor. 5 Temmuz referandumda nasıl “ne EVET ne HAYIR, hepsine KARŞI HAYIR”[33] tarzında takıldıysa, SYRIZA’nın ihanetini protesto eden eylemlerde de, ana mitingden ayrılıp kendi mitingini ve eylemini örgütledi[34].

KKE’nin bu tavırlarıyla sergilediği mantık, “biz her şeyi biliyoruz, bize katılın, sosyalist devrim tek yol ve hemen şimdi, bunun dışında her şey sistem içidir“ tarzında. Kendi dar çerçevesi dışında kimse böyle düşünmediği için, böyle davranarak kendisi ve kitleler arasındaki bağı kopartıyor ve doğal olarak ne etki alanını büyütebiliyor ne de sosyalizm propagandası yapabiliyor. KKE, kendisinin dışındakiler tarafından, soyut biçimde ezberlenmiş formülleri kendini beğenmiş bir şekilde ortama atan sekter bir parti olarak algılanıyor.

Oysa şimdi, soyut doğruları (“sosyalist devrim”) durmadan tekerlemek bir yana, gerçek ve somut Yunanistan’da, o sosyalist devrime, halkın mücadelesinin içinde yer alıp öncü olarak ve o mücadelenin içinde örgütlenerek yol açabilmek gerekiyor. Şimdi, 5 Temmuz’da sokağa dökülen ve ama şu anda yok olmak üzere olan halkın isyankar dinamiğinin sönmemesi ve seçimlerden sonra yeni bir seferberlik için kullanılması için mücadele etme zamanı.

Eğer LAE, Antarsya ve bu doğru zemindeki güncel mücadelenin önemini görebilen öbür sol gruplar ve örgütler bunu becerebilirlerse, Yunanistan seçimlerden sonra yeniden isyankar ve mücadeleci bir sürece girebilir. Yeni koalisyon (büyük ihtimal ile SYRIZA-ND veya ND-PASOK veya ND ve öbür küçük merkez/merkez-sağ partiler) ise, halkın sokakları dolduracak muhalefeti karşısında 3. Memorandumu uygulamakta zorlanır, siyasi sistem krize girebilir ve sosyalist bir devrime doğru gerçekten ileri hamleler yapmak için ortam oluşabilir.

Eğer sol bunu beceremezse, insanlar yaşadıkları hayal kırıklıklarından dolayı depolitize olacaktır. Üstelik, aslında haklı olan öfke ve tepkiler, faşistlerin yükselişine destek olur ve işçi sınıfı hareketi muazzam bir yenilgiye uğrar. Bu gerici gelişmeler, Avrupa’nın öbür ülkelerine de doğrudan yansıyacaktır.

[1]    http://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/eurokrise/griechenland/schuldenkise-griechisches-parlament-erteilt-tsipras-mandat-fuer-verhandlungen-13697253.html.

[2]    https://www.jacobinmag.com/2015/07/syriza-debt-tsipras-left-platform-kouvelakis/.

[3]    https://www.jungewelt.de/2015/07-24/012.php.

[4]    https://www.jungewelt.de/2015/07-16/062.php.

[5]    https://www.jungewelt.de/2015/07-20/001.php.

[6]    http://www.wsws.org/en/articles/2015/07/22/gree-j22-1.html;http://www.ekathimerini.com/199848/article/ekathimerini/news/parliament-approves-prior-actions-tsipras-gains-more-support-from-syriza-mps; https://www.jungewelt.de/2015/07-24/012.php.

[7]    https://www.jungewelt.de/2015/08-04/041.php ;http://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/eurokrise/griechenland/griechenland-eu-kommission-rechnet-mit-reformeinigung-13735079.html.

[8]    https://www.jungewelt.de/2015/08-05/044.php.

[9]    http://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/eurokrise/griechenland/griechenland-krise-reformliste-fuer-ein-3-hilfspaket-13744368.html.

[10]  3. Memorandum’un Varufakis’in ek notlarıyla birlikte orijinal İngilizce metinine burdan erişebilirsiniz:https://varoufakis.files.wordpress.com/2015/08/mou-annotated-by-yv.pdf.

[11]  https://www.jungewelt.de/2015/08-15/034.php; http://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/schuldenkrise-griechisches-parlament-stimmt-fuer-reformpaket-13749950.html.

[12]  https://www.jungewelt.de/2015/08-21/060.php.

[13]  http://www.zeit.de/politik/ausland/2015-08/griechenland-syriza-linke-partei.

[14]  LAE’nin programının İngilizce versiyonuna burda erişebilirsiniz: https://www.jacobinmag.com/2015/09/tsipras-popular-unity-syriza-eurozone-snap-elections/. Kısa özetler için bkz.: https://www.jungewelt.de/2015/09-05/034.php; https://www.jacobinmag.com/2015/08/popular-unity-syriza-left-platform-lafazanis/.

[15]  http://griechenlandsoli.com/2015/09/02/die-linke-auf-treibsand-syriza-und-ihre-abspaltungen-von-nikos-chilas/.

[16]  http://sendika1.org/2015/08/syriza-merkez-komitesinde-53-istifa-daha-halkin-hayir-oyuna-sahip-cikacagiz/.

[17]  http://griechenlandsoli.com/2015/09/02/die-linke-auf-treibsand-syriza-und-ihre-abspaltungen-von-nikos-chilas/.

[18]  http://uk.reuters.com/article/2015/09/04/uk-eurozone-greece-youth-idUKKCN0R416K20150904.

[19]  http://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/eurokrise/spanien/linkspartei-spaniens-podemos-faellt-in-umfragen-tief-13710318.html.

[20]  https://www.jacobinmag.com/2015/08/syriza-referendum-podemos-austerity/.

[21]  https://www.wsws.org/en/articles/2015/09/04/gree-s04.html.

[22]  http://www.ft.com/intl/cms/s/0/21bd2438-4f2f-11e5-8642-453585f2cfcd.html?siteedition=intl#axzz3l4XaU6UL.

[23]  http://uk.reuters.com/article/2015/09/04/uk-eurozone-greece-youth-idUKKCN0R416K20150904;https://www.jungewelt.de/2015/09-05/034.php.

[24]  https://www.jacobinmag.com/2015/07/tsipras-debt-germany-troika-memorandum/.

[25]  http://www.neues-deutschland.de/artikel/983600.austerix-statt-grexit.html.

[26]  http://www.neues-deutschland.de/artikel/982833.konstantopoulou-macht-bei-volkseinheit-mit.html

[27]  http://www.transform-network.net/de/fokus/griechenland-entscheidet/news/detail/Programm/we-can-neutralise-the-neoliberal-measures-in-the-agreement.html.

[28]  https://opendemocracy.net/can-europe-make-it/etienne-balibar-sandro-mezzadra-frieder-otto-wolf/das-diktat-von-br%C3%BCssel-was-folg.

[29]  http://haber.sol.org.tr/dunya/lafazanis-ve-syriza-no2-127130.

[30]  https://www.jungewelt.de/2015/07-29/013.php.

[31]  http://haber.sol.org.tr/dunya/lafazanis-ve-syriza-no2-127130.

[32]  http://de.kke.gr/de/articles/Nicht-kapitulieren-Der-Kampf-der-Arbeiterklasse-und-des-Volkes-ist-die-einzige-Alternative/.

[33]  https://www.jacobinmag.com/2015/07/syriza-default-debt-european-union-tsipras/.

[34]  https://www.jungewelt.de/2015/07-17/019.php.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir