TÖP: Hepimiz Boğaziçi’liyiz!

Boğaziçi’ne ve başka üniversitelere kayyım rektörler atanmasıyla başlayan direniş, bir süredir üniversitelerle sınırlı bir gündem olmaktan çıktı. Direniş son birkaç gündür, halkın kayyımlar iktidarına karşı koyuşu şekline bürünüyor. Uzun bir süredir öfke biriktiren halk güçlerini sararak ülkeye yayılma eğiliminde olan direniş, faşist gidişata karşı önemli bir mevzi haline geldi.

Özellikle 1-2 Şubat direnişleri, faşist kurumsallaşmaya karşı son zamanlarda ortaya çıkan en güçlü tepki oldu. Direniş devam ettikçe, başta CHP olmak üzere bütün restorasyoncu güçlerin rahatsız olduğu bir konuma yerleşti. Restorasyoncusuyla, faşistiyle bütün düzen partileri adeta işbölümü yaparak, direnişi ezmeye ya da sönümlendirerek etkisizleştirmeye çalışıyor. Faşizmi kurumsallaştırmaya çalışan partiler iktidarını kaybetmekten, restorasyoncu partiler ise “yumuşak geçiş” kurgusunun alt üst olmasından çekinmektedir.

Her iki cepheyi de karşısına almakta olan yeni direniş dalgası, çok güçlü bir demokratik öz ve yönelim taşımakla birlikte, eğer sahip çıkılmazsa, yerini hızla karşı devrimci güçlerin saldırılarına bırakacaktır. Son zamanlarda saldırılarını arttıran iktidar cephesi, bir yandan yeni anayasa söylemleriyle gündemi oyalamaya, diğer yandan “itidal ve sağduyu” çağrılarıyla halkın meşru ve son derece haklı çıkışını etkisizleştirmeye çalışıyor.

Yeni anayasa tartışmalarına değinmek gerekirse; önümüze koyulan, bir normalleşme yönelimi olmaktan çok, son zamanlarda adımlarını hızlandıran faşistleşme sürecine daha güçlü bir anayasal destek sağlama arayışıdır. Nitekim, faşist hareketin sözcüleri, “restorasyon” ya da geri adım atmak bir yana, başkanlık sistemini daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini açıkça söyleyip, yazıyorlar.

Belirleyen halk güçleri olacaktır

Bu noktada, halkın nefes alma çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkan direnişin, bu cepheyi karşısına alarak bambaşka ve demokratik bir gidiş yolu önerdiğini görüyoruz. Bu çıkış yolu, halkçı demokratik bir düzene duyulan özlemin ifadesi olarak gerçekleşiyor. AKP, MHP ve diğer ortaklardan oluşan koalisyona ve onun bütün yaşam alanlarımıza dağılan kayyımlarına karşı başlayan bu büyük tepkiyi sahiplenmek, onu ileriye taşımak, onun kendisini ifade etmesini, serpilmesini, güç ve moral toplamasını sağlamak biz sosyalistlerin görevidir.

Şimdi belirleyici olacak olan halk güçleridir. Sosyalistlerin kendiliğinden yükselen halk hareketlerine tarihsel dokunuşlar yapacakları, öncülüğe soyunacakları anlardan bir tanesindeyiz. Ortaya çıkan halkçı enerjinin siyasal savunusunu yapacak bir organizasyona her zamankinden çok ihtiyaç vardır. Bu konuda harekete geçmenin aciliyetini tartışmaya bile gerek yok. Halk güçleri “Biz Buradayız” diyor. Biz ne diyoruz?

Demokrasi güçlerini öğrencilerin haklı ve meşru taleplerinin siyasal karşılığı olan halkçı-demokratik bir siyasal irade oluşturmak için ortaklaşmaya çağırıyoruz.

© 2020 Toplumsal Özgürlük Partisi