Makaleler
Makaleler

Deprem öldürmez kapitalizm öldürür – Zeki Öztürk

Tarih sahnesine, insanları şehirlerde kitleler hâlinde yaşamaya başlatarak çıkan medeniyet; bazen düşe kalka bazen sıçraya sıçraya İ.S. 2019 yılına kadar gelebildi. Afetler ve özellikle depremler, bu zamana kadar şehirleri sayısız kere test etti, yeniden inşa edilmesini sağladı. Kapitalizm ise medeniyete hâkim olduğu kabaca son 200 yılda depremi bir tür yeniden-ilkel birikim fırsatı olarak değerlendiriyor. Proletaryanın birikmiş emeğiyle yükselen kentleri, inşaatçılar ve devlet sınıfları normal zamanlarda olduğu gibi, depremlerle de yıkıp...

DEVAMINI OKU
Makaleler

Kayyımlar ve Türkiye’de yerel yönetimler – Meral Çınar

2016’nın Eylül ayında çıkarılan KHK ile birlikte Belediye Kanunu’nda düzenleme yapıldı. Bu düzenleme; “terör örgütü propagandası-üyeliği-yardım ve yataklığı” yapan belediye yöneticilerini görevden uzaklaştırmayı ve yerlerine 15 gün içerisinde yeni görevlendirmelerin yapılmasını ön görüyordu. Yeni görevlendirmelerden kasıt, belediye meclisinin toplanması bile doğrudan ona bağlı olan kayyımların ta kendisiydi. 2016 yılında 95 belediyeye kayyım atandı, 31 Mart 2019 yerel seçimlerine kadar bu kayyımlar görevlerine devam ettiler. Ve bizler 31 Mart yerel seçimleri...

DEVAMINI OKU
Makaleler

İdlib’de olmak tercih değil “zorunluluk” – Hasan Feramuz

Suriye'deki savaşın sonuna doğru gelinirken Türkiye'nin neo-Osmanlıcı hayallerinin son külleri de atmosferin engin genişliğinde kaybolmak üzere. Fakat iktidar bu hayallerinden uyanıp gerçeklerin dünyasına dönmemekte ısrarcı. Elindeki "kozlara" sıkı sıkı sarılarak tekrardan parlamayı murat ediyor. Kapıdaki "tehlike" İktidarın elindeki en önemli "kozlardan" birisi İdlib'deki durum. Büyük kısmı El-Kaide'nin Suriye kolu Heyet Tahrir el Şam'ın (HTŞ) kontrolü altında olan İdlib bölgesi, Türkiye'nin gözlem noktalarının kuşatmasında. Fakat diğer yandan bu kuşatma özellikle cihatçı...

DEVAMINI OKU
Makaleler

İstanbul Sözleşmesi erkek şiddetinin önlenmesinin ön koşulu! –...

Türkiye bir rejim krizini yaşıyor. İktidar bloku içerisinde bulunduğu çoklu krizlere yön verebilmek için dört bir koldan saldırıyor. Saldırdıkça faşizmin kurumsallaşması daha da hızlanıyor. Devrimci, demokrat, halkçı, toplumsal dinamiklere başta da kadın hareketi ve kadınların her türlü kazanılmış haklarına savaş açıyor. Kadın hareketi ise; kürtaj eylemlilikleriyle başlayan süreci, iktidarın herhangi bir saldırısının karşısında güçlü konum alışı ile sürdürüyor. Türkiye’de var olan toplumsal dinamikler içinde en önde ve görünür olmaya da...

DEVAMINI OKU
Makaleler

Çocuklar birey midir? – Hatice Göz

Son yıllarda, toplumsal çürüme öyle derinleşti ki her yeni güne daha kötü haberlerle uyanır olduk. Özellikle çocuklarla ilgili olanlar, bütün bir toplumda derin yaralar bıraktı, bırakıyor. Çünkü toplum olarak çocuklar konusunda oldukça hassas ve duyarlıyız. Peki, ama travmatik zamanlar dışında, toplum olarak çocuklara nasıl bakıyor, onları nasıl görüyoruz? Çocuk haklarını ne kadar biliyor, onlara ne kadar söz hakkı tanıyor ya da onları nasıl insanlar olarak yetiştiriyoruz? Çocuk yetiştirme işini yalnızca...

DEVAMINI OKU
Makaleler

Kavşaktaki ayrışmalar – Oğuzhan Kayserilioğlu

Üst üste binen ve hepsi birbirinden ağır kriz dinamikleri tarafından sıkıştırılan ülkemizde, bitmek bilmeyen seçimlerden yeni birisine gidiyoruz. Evet, krizler çok güçlü nesnelliklerden çıkıp geliyor. Ama, Erdoğan önderliğindeki iktidar alanı, krizlerin doğumunda ve kalıcılaşıp güçlenmesinde özel katkı yapıyor. Onlar, doymak bilmez iktidar-zenginlik hırsları ve kapasite yetmezlikleriyle krizleri adeta kışkırtıyor. İşte, şimdi de, kaybettikleri seçimi arsızca yok sayıp yenisini dayatarak yarattıkları “seçim ekonomisi” ve sermaye piyasalarında yaptıkları “keyfi-güvenilmez-sonuç alamayacak” hamlelerle ekonomik...

DEVAMINI OKU
Makaleler

En Yakıcı İhtiyaç; Demokratik Anayasa – Meral Çınar

31 Mart seçimlerini geride bırakırken, seçim sonuçları kesinlik kazanamamış olsa bile Cumhur İttifakının birçok ilde geriletildiği ve dolayısıyla bir restorasyon süreci ihtimalinin daha da öne çıktığı günlerden geçiyoruz. AKP/Erdoğan hükümetinin geriletildiği bu süreç bizi, restorasyon ihtimalinin aldatıcı “demokratik” söylemlerinin arkasına sıralayabilir. Ama bir ihtimal daha var; Türkiye sosyalist solu, demokratları ve HDP’nin öncülüğünde oluşacak bir kurucu özne/cephe, Erdoğan’ı gerileten halk iradesini demokrasiye giden sürecin gerçek öznesi olarak mobilize de edebilir....

DEVAMINI OKU
Makaleler

Yerel seçimler ve sonrası – Oğuzhan Kayserilioğlu

Halkın gücü despotun dengesini bozdu. O, evet, 2010 referandumundan itibaren sürekli güç kazanıyordu. 2016’da yapmayı başardığı Anayasa değişikliği ve hileyle de olsa kazandığı 24 Haziran seçimi ise, isteyip fiilen de uyguladığı yetkilerin çoğuna ulaşmasıyla sonuçlanmıştı. O, her seferinde bir biçimde “Atı alıp Üsküdar’ı” geçiyordu. Eski rejim çöpe atılmış, yerine oligarşik ve totaliter nitelikleri daha da koyulaştırılmış ve zirvesine eskinin ordu kurumu yerine günümüzün despotunun yerleştiği yeni bir rejim inşa edilmeye...

DEVAMINI OKU
Makaleler

Bir koltukta iki karpuz: F-35 ve S-400 –...

Öyle bir zaman ki yurttaşların hayatı açlık sınırının altına itilirken, ülkenin gündemi dönüp dolanıp silaha bağlanıyor. Aynı zaman içinde bir yanda patates krizi yaşanırken, diğer yanda F-35 ve S-400 krizi çıkıyor. Biz pazarda patatesin, biberin tane hesabını yaparken, Erdoğan diyor ki: “Domates, patlıcan, sivri biber’ diyorlar. Düşünün, bir merminin fiyatı nedir?” Peki o zaman, geçim derdini ve seçim derdini bir anlığına unutalım ve bu silah meselesi neymiş bakalım? Her şey...

DEVAMINI OKU
Makaleler

Güç, yaratıcılık ve neşe – Oğuzhan Kayserilioğlu

Tevazu ve hafiflik ya da daha geniş anlamıyla sadelik, kendisine güvenen güçlü kişilerin yaşamla ilişkilenme biçimidir çoğunlukla. Öyle bir sadelik ki, sırf var oluşuyla bile etrafına güç ve sevinç yayar! Öyle ya, hepimiz biliriz, hayat kendisini taşıyanı ezen ağır bir yük gibi yaşanabilir, ama herkes bir an olsun hafifleyip kuş gibi öylesine süzüldüğünü hissetmiştir değil mi; peki, o hafiflik neden daha fazla sürmesin? İşte, “yapıp-başarmayı” sürekli genişleyen bir yeniden üretim...

DEVAMINI OKU