Ne geçmişi unuturuz ne gelecekten vazgeçeriz! – HATİCE GÖZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

“Dünyayı bitimsiz bir kışlaya çeviren güçlülerin intihara varan egoizmine hayır derken, bize evrensel bir anlam katan, tüm o gardiyanlara rağmen bütün sınırlardan daha güçlü olan kardeşlik gücünü onaylayan insan dayanışmasına evet diyoruz. “

Eduardo Galeano

Bir çatışma ya da savaş hali dışındaki anları normal karşılamadığımız; bir problem olmadığında bir terslik olduğunu düşündüğümüz ve tüm bu olumsuzlukları kendi rutin yaşamımıza yedirdiğimiz günler gelip geçiyor.

Suruç’tan başlayıp 10 Ekim’de rengini iyice belli eden yeni rejimin kanlı yolu, bu günlerde somut hedefler peşinde. O somut hedefin ne olduğu hepimiz için aşikar aslında: Başkanlık sistemi, yeni rejimin garantiye alınması ve Erdoğan’ın istediği iktidarı ele geçirmesi.

Aylardır devam eden OHAL ve KHK’lar süreci içerisinde; patlamalar, çatışmalar ve savaşın gölgesinde; gözaltılar, sansür ve medyanın susturulmasıyla işletilen korku politikası altında bir referanduma sürükleniyoruz.

Bu somut hedefin yediği en büyük darbenin tarihini ise 15 Temmuz darbesi olarak söyleyebiliriz. Ancak daha önce Gezi’de bir darbe yiyerek sendeleyen AKP, 25 Aralık operasyonları ile artık iyice şamar oğlanına dönse de dersini ve acısını çıkarmayı da bilmiştir.

“Başkanlığı verin geçmişi unutalım”

14 yıllık AKP iktidarının saymakla bitiremeyeceğimiz vukuatları bize çok çıplak bir gerçeği gösteriyor: Diktatörlük, adım adım faşizm, baskı ve giderek silikleşen özgürlük alanları.

İktidarın referandumda kritik kitle olarak saptadığı üç önemli kesim bize her şeyi söylüyor: Kadınlar, gençler ve kararsızlar.

Belirlenen bu toplamın neden kritik olduğunu yani neden ‘hayır’ diyebileceklerini görmek ve buralardan gelecek ‘hayır’ların anlamını kavramak için kıyım fotoğrafına daha detaylı bakmak gerek.

Barış için imza atan akademisyenlere baskı sürecinden son KHK’lara kadar akademinin ağzını bantlamaya, kampüslerin sesini kısmaya yönelen iktidarı görmek mümkün. Darbecileri temizleme bahanesi ile akademiyi özgür ortamından, tartışma ve eleştirme zemininden; durgun, eleştiriden uzak, bilimselliğe kapalı ve farklılıkları kesinlikle kabul etmeyen bir zemine taşımaya çalışıyorlar. Baskıların ve yeni kararnamelerinde etkisiyle daha da içine kapanan kampüsler fiilen işlevsizleşmiş adeta “kapatılmış” durumda.

Genç Kadınlar…

Kritik katmanın belki de en önemlisini oluşturan kadınların hayır deme potansiyellerini ise 5 milyon kadının sokaklara döküldüğü, genç kadınların öfkesiyle dolup taşan kadın yürüyüşlerinden görebiliriz.

14 yıllık AKP iktidarı boyunca giderek artan ve gittikçe sistematikleşen kadın cinayetleri, çığırından çıkan tecavüzler, şort giydiği ya da parkta yürüdüğü için tekme yiyen kadınlar, sokakların hiç olmadığı kadar güvensizleşmesi; bunların karşısında duracak bir yasa ya da yaptırımın getirilmemesi aksine indirimler ve koruyucu yasaların gelmesi kadınların neden hayır demesi gerektiğini gösteriyor. Kadınlar için artık yaşamak kadar kritik bir önem taşıyan hayır cevabı, Erdoğan’ın da duymaktan en çok korktuğu ses.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir