Bir Çıkış Var! Demokratik Cumhuriyet, Demokratik Anayasa!

Olmuyor kardeşler, olmuyor!
Böyle gitmez, bıçak kemiğe dayandı…
Açız, açıktayız, yoksuluz, borç harç içindeyiz, barınamıyoruz, fatura ödeyemiyoruz, markete gidemiyoruz…
Bağırıyoruz, haykırıyoruz, ama duymuyorlar!
İktidardakiler sanıyorlar ki halk sefalete, açlığa, yoksulluğa, geçim derdine razı olur. Alışır. Susar. Boyun eğer. Korkar.
Duymazdan geliyorlar çığlığımızı. Bizi yok sayıyorlar. “Ezer geçeriz” diyorlar.
Halka gelince sabır, şükür, bekle, güven diyenler, sıra zenginlere gelince vergi affı, acele kamulaştırma, varlık barışı diyorlar.
Halk dilimle ekmek, bardakla yağ alsın, onlar saraylarının, uçaklarının, makam arabalarının masrafını bile kısmasın.
Oysa biz varız, biz halkız. Onların karşısında milyonlarız!
Sabrederken, beklerken ölmeyeceğiz efendiler!
Biz varız. Buradayız. Birbirimizi açlığımızdan, yaralarımızdan, yoksulluğumuzdan tanırız.
Sizi de iyi tanırız, tanıyoruz!
Servetlerinizi, eğlencelerinizi, saraylarınızı, şatafatlarınızı, görüyoruz, hem de çok iyi görüyoruz. Sizi iyi tanıyoruz!
“Geçinemiyoruz!” demeyi suç ilan ediyorsunuz, “Bu bir kurtuluş savaşıdır” diyorsunuz!
Bu krizde servetine servet katanlar siz, zenginler listesine girenler siz, lükse doymayanlar sizsiniz!
Ama biz “Geçinemiyoruz!” deyince “Ekonomik savaş”, “Dış güçler” falan diye geveleyeceksiniz, öyle mi!
Halkın cebinden, işçinin, emekçinin alın terinden çaldıklarınız hepsi. Sizin zenginliğinizde halkın kanı var.
Şimdi daha da zengin olacağız diye milyonları yoksulluğun dibine, bataklığa sürüklüyorsunuz.
Bütün zenginliğinizi bizler ellerimizle yaratıyoruz, ama bize sefaleti reva görüyorsunuz, öyle mi?
Siz daha da zengin ve güçlü olasınız diye halk kaybetmeyecek!
Yenileceksiniz!
Halka hesap vereceksiniz!
İşçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, ülkedeki halklara, inançlara, çocuklara, ağaçlara, toprağa hesap vereceksiniz!
Biz buradayız, varız, biz halkız! Sizin karşınızda milyonlarız!
Sabredip beklerken sefaletten ölmeyeceğiz!
Biz varız. Buradayız. Birbirimizi açlığımızdan, yaralarımızdan, yoksulluğumuzdan tanırız.
Bu karanlıktan çıkış ellerimizde!
Bu kahrolası düzen yıkılacak, bizler, hep birlikte yenisini inşa edeceğiz.
Biz yöneteceğiz, biz karar vereceğiz.
Sermayenin devri kapandı; bizler emekten, barıştan, adaletten, demokrasiden yana bir Demokratik Cumhuriyet’i adım adım kuracağız.
Bir çıkış var, biliyoruz, görüyoruz!
Çıkış halkın gücünde!
Bugünü de geleceğimizi de kendi ellerimizle inşa ederek kazanacağız!
Bu düzen yıkılacak ve yeni bir yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Biz yöneteceğiz, biz konuşacağız, biz karar vereceğiz.
Sırtımıza binip karabasan gibi tepemize çöreklenen bu suç şebekesini sırtımızdan yalnız biz indirip defedebiliriz.
Çaldıkları her şeyi kaybedecekler!
Bir çıkış var!
Kimseden beklemeyelim, kurtarıcı aramayalım.
Çıkış, kendi yolunu halkın örgütlü gücüyle açabilir!
Kendi acil ihtiyaçlarımız ve taleplerimiz etrafında örgütlenelim!
Bir çıkış var!
Onların yoksulluk, yağma, çalıp çırpma düzenlerinin sonu geliyor. Yenisini biz kuralım.
Bütün ihtiyaçlarımızı güvenceye kavuşturacak halkçı ve demokratik bir anayasa mücadelemizi yükseltelim!
Bir çıkış var!
Temel gıda, eğitim, sağlık ve tüm kamusal haklarımızın ücretsiz karşılanması için mücadelemizi yükseltelim.
Bir çıkış var!
İnsanca bir yaşam için mücadele edelim
Haydi, devran dönsün, halkın iktidarı için harekete geçelim!
Üreten biziz, sırtımızdaki keneleri atıp yöneten de biz olalım!
Biz halkız, halk AKP’den de, patronlardan da, onların soygun düzeninden de büyüktür.
Halkın halklarının garanti altına alındığı yeni bir toplumsal sözleşme olacak demokratik bir anayasa ve bu anayasanın tartışılıp kararlaştırılacağı bir Kurucu Meclis için güçlerimizi birleştirelim.

© 2020 Toplumsal Özgürlük Partisi