TÖP: Açtıkları savaş şiddetleniyor, direniş sürüyor!

İktidar koalisyonu ülkeyi tarihinin en büyük yıkımına sürüklüyor. TL’nin hızla değer kaybetmesi, kurdaki dalgalanmalar, bunlarla gelen zamlar, gıda tedarik sorunu, temel gıdaların fahiş fiyatları, iyice eriyen alım gücü, ödenemeyen faturalar, lira değer kaybettikçe genişleyen işsizler ordusu, kapatılan işyerleri, nerdeyse karneyle satılacak olan ürünler… Ülke onlarca krizle aynı anda boğuşuyor ama ekonomik kriz, halkın cebine giren ücret azalıp da marketlere girilemez oldukça en belirleyen kriz haline geldi. Haftalardır herkesin dilinde dolar, kur, zamlar, yetmeyen maaşlar var.

Sermaye beslensin yeter!

İktidar koalisyonu aylardır uyguladığı düşük faiz yüksek kur politikası ile ülkeyi adım adım buraya sürükledi. Tek derdi iktidarda kalmaya devam etmek ve faşizmin tesisini hızlandırmak olan iktidarın bu hamleleri açıkça halka ilan edilmiş bir savaştı, hala öyle.

Şok dalgaları ile halkın bilincini felç etmek, korku salmak, halkın tamamını açlık, yoksulluk, sefalet ile terbiye etmek dertleri. Kendilerinin cebine girecek ya da egemenliklerine hizmet edecek en ufak detayı gözden kaçırmıyorlar ama halkı bile isteye gözden çıkarıyorlar! Zaten başka seçenekleri yok, kendilerini harcayacak değiller ya!

Doların 20’ye dayandığı gece açıkladıkları yeni program da bunun en açık göstergesiydi. Tek gecede on binlerce insan yoksullaştı, onların parasıyla binlerce insan da servetine servet kattı. Ve iktidar bunun yolunu yaptı! Nasıl mı? “Kur farkını halkın vergilerinden ödeyeceğiz, yatırımcılar zarar etmeyecekler, merak etmesinler” diyerek. “Firmaları desteklemeye devam edeceğiz” diyerek. Evet, açıkça söyledikleri gibi, yoksulun azından alıp varsılın çoğuna katacaklar, kattılar da!

Nasıl ki halka, işçiye, emekçiye savaş varsa, sermayeyle de “barış” var çünkü. Sermayeye af var. Destek var. Prim var. Yatırım fırsatı var. Ama asla vergi yok. Bunun en iyi örneği 5’li çete: Neredeyse dünyanın en çok ihale alan şirketleri olacak olan bu çete, hiç vergi vermiyor, vergi listelerinde isimleri bile yok! Neden versinler ki? Her fırsatı sermayenin vurgunu için değerlendiren iktidar o vergileri onlar için halktan topluyor. Onlara gelince, ne borçları varsa varlık barışı adı altında affediliyor!

İktidar, bir çıkış ararken halkı gözden çıkarıyor, üstüne basarak karşıya geçmek istiyor, yanında sermayedarlarla birlikte. Bu hesaplarda halkın, işçinin, emekçinin adı bile geçmiyor! Varsa yoksa iktidarları, varsa yoksa sermayenin ihtiyaçları… Burada sermaye, vurgun ve talan alanları, sunulan kolaylıklarla “eğitilirken”, halk açlık ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılıyor.

Hesaplarda halk yok

En az sermayeyle barışıldığı kadar halkla savaşılıyor. Bütün bu yoksulluğun, açlık sınırının ortasında yine açlığa mahkûm eden asgari ücrete olur veriliyor. Bir gece on binleri zengin eden hamleden sonra hiçbir şeye indirim gelmiyor. Alım gücü yerinde bile saymıyor, sürekli eriyor. Sermayeye gelince sonuna kadar açılan kamu bütçesi halka gelince boşalıveriyor. İşçilerin en ufak bir hak talebi en sert şekilde bastırılıyor.

Yalnızca işçiler, emekçiler, işsizler, yoksullar ve evsizler değil iktidarın karşısında duran, onu en azından bir yerinden eleştiren herkese açılıyor bu savaş. İktidar bir yandan halk için hiçbir şey yapmayarak yürütüyor bunu: Kamu hizmeti sunmuyor, eğitimden sağlığa hiçbir alanda yeterli bütçeyi sağlamıyor, sağlık hakkı ihlalleri artıyor, ilaç ve tıbbi alet tedariki giderek zorlaşıyor, pandemi hızla yayılıyor… İktidar öylece duruyor. Öbür yanda doğrudan adımlarla bastırmaya çalışıyor. Direnişler hemen bastırılıyor, kadınlar her eylemlerinde kolluk güçlerince saldırıya uğruyor, doğa savunucuları iktidar yandaşlarınca tehdit ediliyor, gençler gözaltı ile tehdit ediliyor, cezasızlık politikaları alıp başını gidiyor.

Irkçılık palazlandırılıyor, ırkçı saldırılar cezasız bırakılıyor hatta açıkça destekleniyor. Toplumsal çürüme iktidar eliyle işleniyor, her yere nüfus etmesine uğraşılıyor.

Cezaevlerindeki hasta siyasi mahpuslar bir devlet politikası olarak ölüme terk ediliyor. Sağlık hakları ellerinden alınıyor.

Fakat AKP-MHP iktidarının halka açtığı savaş, kendi sonlarını hızlandırmaya neden oluyor. Halk güçlerinin göstermeyi sürdürdüğü direniş, bu savaşta iktidarının yenilgisinin garantisini veriyor. Şimdi bu direnişi büyüterek zamanı!

© 2020 Toplumsal Özgürlük Partisi