Alevi Soykırımına Karşı Direnişi Selamlıyoruz

Emperyalist Batı’nın ve işbirlikçi bölgesel güçlerin Suriye’ye dayattıkları yeni düzen birinci yılını geride bırakırken ülkenin geleceğiyle ilgili belirsizlik derinleşiyor. Suriye’yi yönetme kapasitesine sahip olmayan, tekçi, baskıcı ve katliamcı politikalarıyla derin meşruiyet krizine giren HTŞ çeteleri, ülkedeki kontrolü kaybettikçe hınçlarını halklardan alıyor.

6-8 Mart 2025’ten günümüze dek kimi zaman yoğunlaşarak süregelen Alevi soykırımı, HTŞ iktidarının birinci yıl dönümü geride kalırken yeniden yoğunlaştı.

Emperyalist güçler ve Türkiye ile Körfez ülkeleri gibi bölgesel ülkelerden cesaret alan çetelerin soykırım girişimleri perdenin arkasında ipleri ellerinde tutan bu güçler tarafından görünmez kılınıyor. Dünyanın gözü önünde gerçekleşen Gazze soykırımında olduğu gibi Alevi halkına yönelik çete saldırıları da emperyalist devletler ve yerel işbirlikçileri tarafından sessizlikle karşılanıyor. Sessizlik onaydır, destektir, çetelerin önünü açıyorlar.

Halklara yönelen saldırgan tutum bölgedeki halkların kendi kaderlerini belirleme iradelerinin meşruiyetini arttırmıştır. Orta Doğu’da halklar yaşayabilmek için mücadele ediyor ve öz örgütlenme arayışındalar.

Suriye’de Kürt halkının uzun yıllara yayılan örgütlü mücadelesinin yarattığı deneyimler Dürzilere, Alevilere, Hıristiyanlara, Ezidilere de ışık oluyor. Bu bağlamda Alevi halkının siyasal düzeyde bir önderliği henüz belirmese de halkın doğal kanaat önderlerinin başlattığı sivil direniş hareketi yaşamsal bir refleks olarak son derece haklı ve meşrudur.

Aleviler, onurlu yaşam ve federatif sistem talebiyle 25 Kasım’da sokaklara çıktı. 8 Aralık’tan 12 Aralık’a kadar süren bir onur grevi gerçekleştirdiler. Son olarak da 28 Aralık günü taleplerini ifade etmek için 5 saat süren bir oturma eylemi gerçekleştiren Alevilerin bu eylemlerine HTŞ’nin cevabı her seferinde silahlı şiddet oldu. Eylemlerin hepsi HTŞ ve paramiliter güçler tarafından saldırıya uğradı. Saldırılarda yüzlerce eylemci yaralandı, onlarca eylemci hayatını kaybetti.

Yaşama hakkını savunan Alevilere uygulanan şiddet gayrimeşrudur. Bu saldırılar olası soykırım saldırılarının ön adımlarıdır.

Alevi halkına cehennemi yaşatmak isteyen güçlere karşı Alevi halkının direnişini sahipleniyor ve destekliyoruz.

Özellikle belirtiyoruz ki, Alevilerin soykırım koşulları altında gerçekleştirdikleri onurlu direnişi destekleme düzeyi başta Alevi kurumları olmak üzere oldukça zayıftır. Alevilerin süreklileşen direnişiyle dayanışmak ve direnişin kazanmasını sağlamak için Türkiye’de de süreklileşen bir dayanışma gösterilmelidir.

Tüm sosyalistleri ve demokratları dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak ve kendi yaşamlarını örgütlemek isteyen tüm güçlerin buluşacağı zemin Demokratik Suriye Cumhuriyeti olacaktır.

Yaşasın halkların birlikte ortak mücadelesi.

Kahrolsun katliamcı çeteler.

Kahrolsun emperyalizm.