Emperyalistler Bölgemizi Ateş Hattına Atmaya Devam Ediyor

İran’a yönelik aylardır konuşulan askeri operasyon bugün başlatıldı. Kısmi savaş mı olacak, İran’da rejimin düşmesi mi hedeflenecek, İran kaosa mı sürüklenecek gibi tartışmalar emperyalizmin yıkıcı savaşlarını normalleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Haydut emperyalist çeteler dünyanın gözü önünde büyük savaşların ve yıkımların fitilini ateşliyor. Tek gerçek budur.

Sermayenin küresel krizi derinleştikçe, emperyalist-kapitalist sistem kendi bekasını halkların kanı ve toprakların işgali üzerine kurmaya devam ediyor. Bu sabah saatlerinde, siyonist işgal devleti İsrail’in, hamisi ve stratejik ortağı ABD emperyalizmiyle eşgüdümlü olarak İran’a yönelik başlattığı saldırı; bölgemizi topyekûn bir imha savaşına sürükleme hamlesidir.

İran’ın despotik devleti ve halk düşmanı rejimini devirmek için girildiği iddia edilen bu savaştaki tek sebep emperyalistlerin Orta Doğu’daki çıkarlarıdır. Onların hiçbirinin ne İran halkıyla ne Suriye ne de bir başka halkla dertleri yoktur. Kaldı ki İran rejiminden kurtulmak ancak ve ancak İran halklarının iradesiyle mümkün olacaktır. 

Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Afganistan’da yüz binlerce insanın ölümünden, ülkelerinin paramparça edilmesinden ve kaosun bu coğrafyalarda kalıcılaştırılmasından sorumlu olanların İran halkının özgürleşmesiyle yakından uzaktan ilgisi olamaz. Emperyalizmin “demokrasi” veya “güvenlik” makyajlı füzeleri, bölge halklarına özgürlük değil, ancak daha derin bir sömürü ve kölelik getirecektir. Orta Doğu halkları için en büyük yaşamsal tehdit, bölgedeki ABD askeri varlığı ve onun ileri karakolu olan siyonist işgal rejimidir. Bu bakımdan amasız fakatsız olarak bu saldırının karşısındayız.

AKP İktidarı Emperyalizmin Suç Ortağı ve Bölgesel Taşeronudur.

Yıllardır Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’de yürütülen kanlı operasyonların lojistik ve siyasi zemininde payı olan AKP/MHP iktidarı, bugün de bu emperyalist saldırganlığa karşı sessiz kalarak veya dolaylı destek sunarak suç ortaklığını sürdürüyor. Her ne kadar retorik düzeyde İran’ın istikrarından yana olduklarını ve müdahaleye karşı olduklarını ifade etseler de AKP/MHP iktidarı da ABD/İsrail’in bölge politikalarının ortağıdır. NATO üslerinin aktif kullanımı, Suriye başta olmak üzere bölgede İsrail’in yardımcılığı rolünü üstlenmeleri ve yayılmacı politikaları hiçbir retoriğin örtemeyeceği hakikatlerdir. 

Türkiye egemenlerinin bu emperyalist saldırıya verdikleri gizli destek, emperyalist sisteme olan göbekten bağımlılığın bir sonucudur. Ancak bizler biliyoruz ki; halkların kardeşliği ve barış, egemenlerin diplomatik koridorlarında değil, sokakların ve fabrikaların anti-emperyalist iradesiyle kazanılacaktır. Bu bağlamda, Türkiye’nin bu suç ortaklığından derhal sıyrılması için atılması gereken adımlar nettir ve hayalperest bir kopuştan ziyade, emperyalizmin lojistik ve stratejik damarlarını hedef almalıdır.

Öncelikle, Türkiye’nin hava, deniz ve kara sahası, komşu halkların üzerine ölüm yağdıran emperyalist unsurlara derhal kapatılmalıdır. NATO’dan derhal çıkılmalıdır. Bu saldırı özelinde Kürecik Radar Üssü’nden İsrail’e giden her türlü istihbarat akışı teknik olarak durdurulmalı ve İncirlik başta olmak üzere tüm askeri tesislerin “operasyonel” kapasitesi askıya alınmalıdır. Topraklarımızın bölgesel bir haydutluğun istihbarat ve lojistik merkezi haline getirilmesi, emekçi halklarımızın tarihsel barış mirasına ihanettir. Egemenler, “müttefiklik hukuku” arkasına sığınarak bu suçun parçası olmaktan derhal vazgeçmeli ve ülkemizin askeri imkânlarını komşu halkları tehdit eden birer namluya dönüştürmeyi bırakmalıdır.

Aynı şekilde, siyonist rejimi ekonomik olarak ayakta tutan stratejik damarların kesilmesi devrimci bir zorunluluktur. Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı üzerinden İsrail’in savaş aygıtını besleyen petrol akışı derhal dondurulmalı, limanlarımızdan siyonist askeri sanayi için hammadde taşıyan tüm dolaylı ticaret kanalları kapatılmalıdır. Gazze halkını köleleştirmeyi ve Filistin direnişini tasfiye etmeyi hedefleyen, Trump ve Netanyahu’nun kaleminden çıkma sözde “Barış Planı”na verilen tüm resmi ve gayriresmi destekler geri çekilmelidir. Filistin ve İran halkıyla dayanışma, ancak onların direniş iradesini sakatlayan bu emperyalist projelerin topyekûn reddedilmesiyle mümkündür.

Son olarak, emperyalist saldırganlığın karanlık mimarlarından olan ve adı Epstein belgeleri gibi insanlık dışı ağlarla anılan ABD Orta Doğu Temsilcisi Tom Barrack gibi şahıslar, derhal ülkemizden sınır dışı edilmelidir. Temmuz ayında yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmak, dünya halklarının düşmanı olan bu savaş örgütüne yataklık etmektir; bu organizasyon derhal iptal edilmeli, katil liderlerin ülkemizde ağırlanmasına izin verilmemelidir. Barış, emperyalistlerle pazarlık masasında değil; Kürecik’i kapatan, İncirlik’in kapısına dayanan ve siyonizmle tüm bağları koparan bir halk iradesiyle gelecektir. Gün, emperyalist savaşa karşı sınıf savaşımını ve bölge halklarının devrimci dayanışmasını büyütme günüdür.

Türkiye işçi sınıfı ve ezilenleri, bu emperyalist talan savaşının bir parçası olmayacaktır. İran halklarının kanını akıtmayı ve onları belirsiz bir karanlığa gömmeyi hedefleyen bu saldırılara karşı İran halklarıyla omuz omuza olduğumuzu belirtiyoruz.

Kahrolsun emperyalizm, yaşasın halkların barışı!