Mehmet Kaydi Yilmaz

Mehmet Kaydi Yılmaz

Mehmet Kaydi Yılmaz Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde 1963 yılında doğan Mehmet Kaydi Yılmaz/Kadir yoldaşımızı Temmuz 2014’te, Belçika'nın Antwerpen şehrinde tedavi olduğu hastanede yitirdik.
Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde başladığı devrimci yaşamını, 12 Eylül faşist darbesine kadar, Diyarbakır, Mersin, Adana ve Bursa'da sürdüren Kadir yoldaş, sakin ve soğukkanlı duruşuyla ve hem örgütlenme hem de faşistlere karşı devrimci savaş konusunda öne çıktı.
Kendisi inşaat işçisi olarak başladığı işçilik yaşamında, boyacı olarak uzmanlaştı.
12 Eylül'den sonra, Adana, Ankara, İzmir ve İstanbul'da devrimci faaliyetini sürdürdü. Başladığı gibi devam etti. Örgütçü ve savaşçı olarak. Sonrasında savaşçı kimliğiyle öne çıktı.
O hepimizin en sakini, en soğukkanlısı, ama aynı zamanda en kahramanı, en savaşçısı ve en dayanıklısıydı. Zaten ölümü de biraz bu "dayanıklılık" yüzünden oldu. Açıkça zayıflamasına ve güçten düşmesine rağmen, kendisini uyaran yoldaşlarına, "bir şeyim yok, ben iyiyim" diyordu.
Yakınında olan yoldaşları, bir kez bile "yakındığını" duymamıştır. 12 Eylül'ün karanlık yıllarında, mezarlıkta yatmak zorunda kaldığı bir geceden sonra, "yahu, açık havada yatmak güzelmiş" diyen bir yoldaşımızdı. Hep öyle kaldı. Hastaneye kendisini ziyarete gelen yoldaşlarına, ölümünden sadece 3 gün önce, konuşabildiği ender zamanlarda espri yaparak moral vermeye çalışıyordu.
Kadir yoldaş, Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi'nin 1996 yılındaki kuruluşunda yer aldı, maddi ve manevi olarak elinden gelen her şeyi yapmaya çalıştı. En son, 2 ay kadar önce, Gezi sonrasında kendisinin yeniden ve daha aktif olarak sürecin içinde olmak istediğini, durumuna uygun görevlerin kararlaştırılmasını talep etmişti.
Kadir yoldaş, hastalığının son döneminde, artık iyice güçten düşüp doktora gitmek zorunda kalınca, orada da Avrupa'da uygulanan neo-liberal sağlık kurallarına çarptı. Baştan savma bir kontrolle geçiştirildi, kan kontrolü yapılmadı. Biliyoruz, Belçika devleti, Kadir yoldaş ve onun gibi işçilerden kestiği kamu desteğini, tümüyle sermayeye aktarıyor. İşledikleri bir politik cinayettir ve unutmayacağız. O, ancak, halsizlikten yürüyemez hale gelince tedaviye alındı ve elbette o zaman da zaten kanser hastalığı vücudunu tümüyle esir almıştı. Sadece 10 gün direnebildi.
"Keşke, diyordu, Gezi isyanında İstanbul'da olabilseydim, bu durumum büyük şanssızlık". Artık, her direnişte ve her barikatta, biraz da Kadir yoldaşımız için olacağız.
Keşke, burada olabilseydi, keşke o herkesi kendisine bağlayan, ölümüyle kendisini tanıyan bütün yoldaşlarını gözyaşlarına boğan olağanüstü sakin, neşeli ve savaşçı kimliğini ve proleter karakterini genç yoldaşları görüp, örnek alabilseydi.

© 2020 Toplumsal Özgürlük Partisi